Beni hatırla
Facebook ile Bağlan
Geri git   Nizip Meslek Yüksek Okulu > Türkiyem > Şanlı ecdat osmanlı

Şanlı ecdat osmanlı osmanlı tarihi,kültürü,eserleri,

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 25-08-2007, 14:55   #1 (permalink)
Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Bulunduğu yer: korkmaz
Mesajlar: 1,626
yılmaz_korkmaz is on a distinguished road
yılmaz_korkmaz - MSN üzeri Mesaj gönder
Osmanlı Hanedanlığı Soy Ağacı

Osman Gazi
Osman Bey
Padişahlık sırası 1
Saltanat süresi 1299 – 1326

Önce gelen Ertuğrul Gazi
Sonra gelen Orhan Gazi
Doğumu Sögüt, 1258

Ölümü Bursa, 1326

Annesi Hayme Hatun
Babası Ertuğrul Gazi
Bakınız: Osmanlı Hanedanı soy ağacı

II. Abdülhamit tarafından yaptırılan Hayme Ana Türbesi
Akçakoca Beyİlk Kumandanlardan
Sultan Osman Osmanlı Devleti Kurucusu
Konur Alp İlk KumandanlardanOsman Bey, Osman Gazi ya da I. Osman, (Osmanlı Türkçesi:عثمان بن أرطغرل) (d. 1258, Söğüt – ö. 1326, Bursa) Osmanlı Beyliği'nin kurucusudur. Babası Ertuğrul Gazi, annesi ya da babaannesi, Hayma Ana'dır (Hayma veya Hayme Hatun). Çocukları Pazarlı Bey, Çoban Bey, Hamid Bey, Orhan Bey, Alaeddin Ali Bey, Melik Bey, Savcı Bey ve Fatma Hatun'dur.

Yaşamının erken dönemleri hakkında güvenilir kayıtlar yoktur. Dönemine ait tüm çağdaş eserler büyük ölçüde 1422 ya da hemen sonrasında tarihlendirilen ve artık mevcut olmayan özgün bir metinden türemiş oldukları açıktır[1]. Çağdaşı ünlü gezgin İbn Battuta, Osman Bey'in oğlu Orhan Bey'i, o dönemdeki başkent Bursa'da ziyaret etmiştir. 1283'te babası Ertuğrul'un ölümü ile babasının yerine Anadolu Selçuklu Devleti'nin "uçbeyi" oldu. 1299'da Anadolu Selçuklu Devleti'nin "büyük uçbeyi" oldu. Bu tarih, aynı zamanda birçok tarihçi tarafından Osmanlı'nın kuruluş tarihi olarak kabul edilir.

Osman Bey, büyük uçbeyi olduktan sonra Bizans yönündeki faaliyetlerine hız verdi. Çünkü o dönemlerde Bizans; isyanlar, kargaşalar ve taht kavgaları içindeydi. Durumdan faydalanan Osman bey Karacahisar, Bilecik, Yarhisar, Bilecik, İnegöl ve Yenişehir'i aldı. 1288'de beyliğin başkenti Bilecik'e taşıdı.[kaynak belirtilmeli]

Bizans ordusu ile yaptığı Koyunhisar Savaşı'nı kazandı. Koyunhisar Savaşı, Bizanslılar ile Osmanlılar arasındaki ilk savaştır. Bazı tarihçiler, Osmanlı'nın kuruluş tarihi olarak, Koyunhisar Savaşı'nın kazanıldığı 27 Temmuz 1302 tarihini gösterirler. Bu savaşla birlikte Osman Bey'in adı ve Osmanlı Beyliği, Anadolu çapında tanınmıştır. Bu zafer dolayısıyla Anadolu'dan gönüllüler Osman Bey'in safında savaşmak üzere Batı Anadolu'ya akın ettiler. Bu zaferle İznik ve İzmit'in fethi kolaylaştı. Bursa kuşatıldı, fakat alınamadı.

Osman Bey, sağlığının bozulması nedeniyle 1320'de beyliğin yönetimini oğlu Orhan Bey'e bıraktı. 1326'da Söğüt'te nikris hastalığından öldü. Türbesi Bursa'dadır.

Osman Gazi, babası Ertuğrul Gazi'den yaklaşık 5 bin km² olarak devraldığı Osmanlı toprağını oğluna 16 bin km² olarak devretmiştir. İlk Osmanlı parası olan "akçe", Osman Bey'in zamanında basılmıştır. Osmanlı padişahlarından II. Abdülhamit, Bilecik/Domaniç'in Çarşamba köyünde Osman Bey'in annesi veya babaannesi olan Hayma Ana'nın türbesini yaptırmıştır.

__________________
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]&MEN-GER&[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]HALKA HİZMETE KENDİNİ ADAMIŞLAR[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]

Konu yılmaz_korkmaz tarafından (25-08-2007 Saat 14:58 ) değiştirilmiştir.
yılmaz_korkmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25-08-2007, 14:56   #2 (permalink)
Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Bulunduğu yer: korkmaz
Mesajlar: 1,626
yılmaz_korkmaz is on a distinguished road
yılmaz_korkmaz - MSN üzeri Mesaj gönder
Osman Gazi
(1258-1326)



Orhan Gazi
(1281-1360)



I. Murat
(1326-1389)



Yıldırım Bayezid
(1360-1403)



I. Mehmet
(1389-1421)



II. Murat
(1404-1451)



Fatih Sultan Mehmet
(1432-1481)



II. Bayezid
(1447-1512)



Yavuz Sultan Selim
(1470-1520)



Kanuni Sultan Süleyman
(1494-1566)



II. Selim
(1524-1574)



III. Murat
(1546-1595)



III. Mehmet
(1566-1604)



I. Ahmet
(1590-1617) I. Mustafa
(1592-1639)





Genç Osman
(1604-1622) IV. Murat
(1612-1640) I. İbrahim
(1615-1648)





IV. Mehmet
(1642-1693) II. Süleyman
(1642-1691) II. Ahmet
(1643-1695)



II. Mustafa
(1664-1703) III. Ahmet
(1673-1736)



I. Mahmut
(1696-1754) III. Osman
(1699-1757) III. Mustafa
(1717-1774) I. Abdülhamit
(1725-1789)



III. Selim
(1761-1808)



IV. Mustafa
(1779-1808) II. Mahmut
(1785-1839)



Abdülmecit
(1823-1861) Abdülaziz
(1830-1876)





V. Murat
(1840-1904) II. Abdülhamit
(1842-1918) V. Mehmet
(1844-1918) VI. Mehmet
(1861-1926)



II. Abdülmecit
Son halife
(1868-1944)
__________________
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]&MEN-GER&[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]HALKA HİZMETE KENDİNİ ADAMIŞLAR[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
yılmaz_korkmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25-08-2007, 14:59   #3 (permalink)
Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Bulunduğu yer: korkmaz
Mesajlar: 1,626
yılmaz_korkmaz is on a distinguished road
yılmaz_korkmaz - MSN üzeri Mesaj gönder
Orhan Gazi, (d. 1281 – ö. 1360). Osmanlı Devleti’nin ikinci padişahıdır.

Osmanlı Beyliği'nin kurucusu Osman Bey ve Mal Hatun'un oğludur. Sarışın, uzun boylu ve mavi gözlüydü. Halk tarafından çok sevilen, ulemaya saygılı, merhametli bir hükümdardı. Sık sık halkın arasına karışır, dertlerini dinlerdi. Babası Osman Gazi'nin vefatı üzerine 1326'da Osmanlı hükümdarı oldu.

Bizans İmparatoru VI. Yoannis Kantakuzinos'un kızı Teodora ile ve daha sonra da Yarhisar tekfurunun kızı Holofira ile evlendi. Holofira daha sonra Nilüfer Hatun adını aldı. Üçüncü Osmanlı padişahı olan Murad Hüdavendigar, Nilüfer Hatun'un oğludur. Orhan Gazi'nin diğer çocukları Süleyman Paşa, İbrahim, Halil, Kasım ve Fatma Hatun'dur.


Rumeli'ye Geçiş [değiştir]Orhan Gazi döneminde Osmanlı Beyliği, Karesi Beyliği topraklarını ilhak ederek ilk donanmasına sahip olmuş ve Rumeli'ye geçişte kendine kolaylık sağlamıştır. Bu olaydan sonra Bizans içerisindeki taht kavgalarını kullanarak Rumeli'ye geçmiş ve fetihlere devam etmiştir. Oğlu Süleyman Paşa, Edirne'yi kuşatan Bulgar ve Sırp kuvvetlerini dağıtarak Bizans'a yardım etmiş, karşılığında Çimpe Kalesi Osmanlılara hediye edilmiştir. Bu olay sayesinde ilk kez bir Rumeli kalesi Osmanlıların eline geçmiştir. Ayrıca; Gelibolu, Keşan ve Tekirdağ fethedilmiştir. Bundan sonra da toprakları korumak amacıyla Rumeli'de geniş bir iskan politikası uygulanmıştır.


Devlet Düzenlemeleri [değiştir]Orhan Gazi Osmanlı Beyliği'ni yeni yasalar ve düzenlemeler sayesinde devlet yapmıştır. Bursa fethedilerek başkent yapılmıştır. Ankara ilk kez fethedilmiştir. Yaya ve müsellem olarak ilk düzenli Osmanlı ordusu kurulmuştur. İznik'te ilk medrese açılmıştır. İlk kez vezirlik teşkilatı kurulmuştur. İlk kadı ve subaşı atamaları bu dönemde yapılmıştır. Gümüş para bastırılmıştır. Sancaklara kadılar gönderilmiştir. Divan Örgütü kurulmuştur. Vakıf sistemi, adli teşkilat kurulmuştur. Orhan Gazi, babası Osman Gazi'den 16 bin km² olarak devraldığı toprakları oğlu Murad Hüdavendigar'a 95 bin km² olarak devretmiştir.
__________________
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]&MEN-GER&[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]HALKA HİZMETE KENDİNİ ADAMIŞLAR[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
yılmaz_korkmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25-08-2007, 15:01   #4 (permalink)
Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Bulunduğu yer: korkmaz
Mesajlar: 1,626
yılmaz_korkmaz is on a distinguished road
yılmaz_korkmaz - MSN üzeri Mesaj gönder

I. Murat, Murad Hüdavendigar (d. 1326 – ö. 1389). Osmanlı Devleti’nin üçüncü padişahıdır. "Hükümdar", "bey" anlamına gelen hüdavendigar ünvanı verilmiştir. Bu ünvan daha çok Bursa Sancağı'nda kullanılmış, sonradan II. Murat'a da verilmiştir. Sancak sistemiyle başa geçen ilk hükümdar olma özelliğine sahiptir. I. Kosova Savaşı'ndan sonra savaş alanını gezerken bir sırp tarafından hançerlenerek öldürülmüştür.

Babası Orhan Gazi, annesi Nilüfer Hatun'dur. Çocukları Yakub Çelebi, Yıldırım Bayezid, Savcı Bey, İbrahim, Nefise ve Sultan Hatun'dur.

Orhan Gazi'nin ölmesi üzerine yerine oğlu Murat geçti. Edirne'yi Bizans'tan 1362 yılında Sazlıdere Savaşı'yla alarak başkent yaptı. Yeniçeri ocağını kurdu. Rumeli Beylerbeyliği'ni kurdu. Germiyanoğulları'ndan Kütahya, Simav, Tavşanlı, Emet çeyiz yolu ile Hamitoğullarından Beyşehir, Karacaağaç ve Isparta'yı para ile satın aldı. Bu siyaset sonucu Osmanlı kısa zamanda Karamanoğulları ile karşı karşıya geldi. Türklerin, Anadolu ile uğraştığını gören Haçlılar, Ploşnik'te küçük bir Osmanlı birliğini bozguna uğrattı. I. Murat, Osmanlı Devleti'ni Balkanlar'dan atmayı amaçlayan haçlıları 1364'te Sırpsındığı Savaşı'nda yenilgiye uğrattı. 1371'de Sırpsındığı Savaşı'nın intikamını almak isteyen Sırpları Çirmen Savaşı'nda yendi. Osmanlı Devleti'ni Balkanlar'dan çikarmayı amaçlayan, Haçlı Ordusu'nu 1389'da I. Kosova Savaşı'nda yendi. I. Murat savaş alanında yaralılar arasında dolaşırken Sırp Miloş tarafından hançerlenerek öldürüldü. Yerine oğlu Yıldırım Bayezid geçti.
__________________
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]&MEN-GER&[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]HALKA HİZMETE KENDİNİ ADAMIŞLAR[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
yılmaz_korkmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25-08-2007, 15:02   #5 (permalink)
Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Bulunduğu yer: korkmaz
Mesajlar: 1,626
yılmaz_korkmaz is on a distinguished road
yılmaz_korkmaz - MSN üzeri Mesaj gönder

I. Bayezid
Yıldırım Bayezid
Yıldırım Bayezid
Padişahlık sırası 4
Saltanat süresi 1389 – 1402

Önce gelen I. Murat
Sonra gelen Fetret Devri
sonra I. Mehmet
Doğumu 1360

Ölümü 1403

Annesi Gülçiçek Hatun
Babası I. Murat
Bakınız: Osmanlı Hanedanı soy ağacı
Yıldırım Bayezid, I. Bayezid (d. 1360, Edirne – ö. 1403). Dördüncü Osmanlı Padişahıdır. Yıldırım Bayezid, yuvarlak yüzlü, beyaz tenli, koç burunlu, ela gözlü, kumral saçlı, sık sakallı ve geniş omuzluydu.Ona "Yıldırım" denmesinin sebebi ise Edirne'den niğbolu kalesine bir gecede (!!!!) gitmesidir. Ayrıca gözüpek bir komutan olduğu, savaşlarda askerinin önünde savaştığı ve askerlerinin yetişmekte zorluk çektiği söylenir.

Sultan I. Murat'ın oğludur. Annesi bir Rum kızı olan Gülçiçek Hatun'dur. Adı babaannesinin babası Türkmenler'in Ede-Balı diye andığı Ebâ Yezîd'in adından gelir. Küçük yaştan itibaren zamanın seçkin alimlerinden öğrenim gördü. Değerli kumandanlardan askerlik, sevk ve idare derslerini gördü. 1381 yılında devlet idaresinde yetişmesi için Kütahya'ya vali tayin edildi. 1389'da haçlı ordusu ile yapılan Birinci Kosova Savaşı'na katılarak büyük kahramanlık gösterdi. Babası Sultan Murat, bu savaş sonunda bir Sırp tarafından öldürülünce, devlet ileri gelenlerinin müşterek kararı ile Osmanlı tahtına geçti.

İlk olarak Sırbistan işlerini yoluna koyan Yıldırım Bayezid bu sırada kendisine karşı birleşen Anadolu Beylikleri üzerine yürüdü. Süratle hareket ederek Aydınoğulları, Saruhanoğulları, Germiyanoğulları, Menteşeoğulları ve Hamidoğulları beyliklerini ortadan kaldırdı (1390). Karamanoğulları beyliğini itaat altına aldı (1391). 1391'de İstanbul'u kuşattı ve yedi aylık bir kuşatmadan sonra şehirde bir Türk mahallesi kurulması, bir cami yapılması ve yıllık verginin artırılması şartıyla anlaşma yaptı. 1392'de Kastamonu üzerine yürüyerek, Candaroğlu topraklarını ele geçirdi. 1394'te Selanik ve Yenişehir'i (Mora) alan Osmanlı orduları, Teselya ve Arnavutluk'a kadar ilerlediler.


Niğbolu savaşı [değiştir]Ana madde: Niğbolu savaşı
Yıldırım Bayezid'in 1395'te İstanbul'u ikinci defa kuşatması yeni bir Haçlı ordusunun hareketine yol açtı. Bütün Avrupa milletlerinden meydana gelen haçlılar, Osmanlılara ait Niğbolu kalesini kuşatmışlardı.Yıldırım Beyazid Edirne'den Tuna Nehri kıyısında bulunan Niğbolu Kalesine 24 saat gibi kısa bir sürede ordusuyla beraber gelmiştir.Adına yaraşır bir süratle gelen Sultan Yıldırım Bayezid, haçlıları Niğbolu kalesi önünde ağır bir bozguna uğrattı (25 Eylül 1396). Esir edilen ve fidye karşılığı serbest bırakıldıktan sonra padişaha karşı bir daha savaşmamaya yemin eden Avrupalı asilzadeler ve şövalyelere Yıldırım Bayezid şöyle diyordu: "Ettiğiniz yeminleri size iade ediyorum. Gidiniz, yeniden ordular toplayınız ve bizim üzerimize geliniz. Bana bir kere daha zafer kazanmak imkanı sağlamış olursunuz. Zira ben, Allahü tealanın dinini yaymak ve O'nun rızasına kavuşmak için dünyaya gelmişim."

Niğbolu zaferinden sonra Osmanlı akıncıları Macaristan içlerine kadar girerek pek çok ganimetlerle döndüler. 1397'de İstanbul'u üçüncü defa kuşatan Bayezid, Bizans'ın denizle bağlantısını kesmek için Anadolu Hisarı'nı inşa ettirdi.


Ankara Savaşı [değiştir]Ana madde: Ankara Savaşı
Yıldırım Bayezid'in 1398'de Karaman ve 1399'da Dulkadirli topraklarına girmesinden sonra topraklarını kaybeden Anadolu beyleri bu sırada Hindistan seferinden dönen Timur'a sığınarak, onu Osmanlı sultanına karşı kışkırttılar. Bu arada Timur'dan kaçan Karakoyunlu ve Celayirli beyleri de Yıldırım Bayezid'i Timur'a karşı tahrik ediyorlardı. Bu tahrikler,Türk cihan hakimiyeti düşüncesi,Timur`un uyguladığın imha politikası ve Timur'un Osmanlılara ait Sivas'ı alması neticesinde iki büyük Türk hakanını Ankara'da karşı karşıya getirdi.


Yıldırım Bayezit, Timur'un elinde esir iken.Yıldırım Beyazid, adına yaraşır süratiyle geldiği Çubuk Ovası'nda, Timur'un ordusunu, atları besiye bırakılmış, askerleri dinlenmeye çekilmiş, dağınık ve emniyetsiz bir şekilde karşısında bulur. Tüm Vezirleri, Paşaları ve Oğulları hemen saldırıp imha hareketine girişmeyi istemişse de tarihi hatasını yaptı. "Bırakın Tatar Ordusu toplansın,adet üzre savaşalım" dedi ve konakladı. Yapılan bu hatanın çok disiplinli ve zamanının en kuvvetli ordusu olan Timur Ordusuna savaşı kazandıracağını anlayan Osmanlı Ordusundaki, Menteşeoğulları, Germiyanoğulları, Saruhanoğulları Beyleri ve kuvvetleri, ihanet ederek karşı tarafa geçtiler. Yıldırım Beyazid'in vezirleri de büyük oğul; Emir Süleyman'ı,Osmanlı Devleti'nin devamı için savaş alanından kaçırdılar. Bu olayı gören Mehmet Çelebi ve Mustafa Çelebi de savaş alanını taht mücadelesi için terk ettiler. Mustafa Çelebi'den bir daha haber alınamadı. Daha savaşmadan yaşanılan bu bozguna rağmen Yıldırım Beyazid elinde kalan en sadık 10.000 kişilik askeriyle kahramanca saldırdı. Timur-Tatar Ordusuna müthiş zararlar verdirdi. Ordusundan kaçanları savaş alanına geri getirebilmek için, merkezinde bulunduğu kuvvettinin, yanındaki Paşalarının "Çıkmayınız akşama kadar dayanırız, gece olunca da geri çekiliriz" uyarılarına rağmen çıktı ve Tatar askerine yakalandı, esir düştü.(28 Temmuz 1402). Esareti çekemeyen Yıldırım Bayezid yedi ay sonra kederinden ileri gelen değişik hastalıklardan dolayı öldü (1403). Timur Han ölüm haberini alınca: "Yazık oldu, büyük bir mücahidi kaybettik" demekten kendini alamadı.

Sonuçları:

Anadolu`daki Türk siyasal birliği bozuldu.
Beylikler Dönemi yeniden başladı.
İstanbul'un Fethi gecikti.

Karakteri [değiştir]Sultan Yıldırım Bayezid, çevik, atılgan, cesur, zamanın hadiselerini kavramış iyi bir kumandandı. Ani olaylar karşısında soğukkanlılığını muhafaza ederek karar verir ve ordusunu süratle istediği yere sevk ederdi. Adaleti çok meşhurdu. Alimlerin sohbetinde bulunur, onların Allahü tealanın emir ve yasaklarını bildiren sözlerini gönülden kabul ederdi. Evliyalara çok hürmette bulunurdu. Osmanlı topraklarının her tarafında cami, mescit, darüşşifa, medrese, imaret ve misafirhaneler yaptırdı. Ayrıca bütün bu imarethaneler için geniş vakıflar kurdurdu. Bursa'daki Ulucami (Cami-i Kebir) yaptırdığı en önemli eseridir.
__________________
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]&MEN-GER&[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]HALKA HİZMETE KENDİNİ ADAMIŞLAR[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
yılmaz_korkmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25-08-2007, 15:05   #6 (permalink)
Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Bulunduğu yer: korkmaz
Mesajlar: 1,626
yılmaz_korkmaz is on a distinguished road
yılmaz_korkmaz - MSN üzeri Mesaj gönder

I. Mehmet, (d. 1389, Bursa – ö. 26 Mayıs 1421, Edirne). 5. Osmanlı Sultanıdır.

Çelebi Mehmet veya Mehmet Çelebi olarak anılır. 1402'de Ankara Savaşı sonucu babası Yıldırım Bayezid, Timur'a yenik ve esir düştükten sonra Osmanlı Devleti 11 yıl süren bir Fetret Dönemi geçirdi. Bu devirde Yıldırım Bayezid'in oğulları Emir Süleyman, İsa Çelebi, Musa Çelebi ve Çelebi Mehmet taht savaşlarına giriştiler. Çelebi Mehmet 1403 ile 1413 arasında Timur yüksek egemenliği altında Amasya da, Amasya-Tokat-Sivas bölgesi (Rumiye-i Suğra) emirliğini yaptı. Kardeşler arasında çeşitli savaşlardan sonra en nihayet 1413 de Çelebi Mehmet kardeşi Musa Çelebi'yi Çamurlu Derbent Savaşı'nda yenerek tek başına Osmanlı Devleti idaresini alarak Fetret Devri'ni kapattı. 1413'ten sonra tek padişah olarak hüküm sürdü. Kardeşi Musa Çelebi ile savaşırken Karamanoğlu Mehmet Bey Bursa'yı kuşatmış, Bursa Subaşısı İvaz Paşa kazdırılan lağımları ateşe vererek kuşatmayı kırmıştır. Çelebi Mehmet Bursa'ya gelerek, askerlerini toplayıp Akşehir'i, aldı. Buradan Konya Ovası'nda Karamanoğlu Mehmet Bey'le savaştı ve onu yendi. Oğlu Mustafa Çelebi ile beraber esir aldı. Yinede onların canlarını bağışladı. Karamanoğlu'na Eyuşehir, Kırşehir, Beyşehir, Sivrihisar'ı ve Niğde'yi verip, hilat giydirip, sancak verdi. Çelebi Mehmet buradan Edirne'ye geri döndü. Tuna nehrini aşarak Eflak şehri Giurgiu'da bir hisar yaptırdı. Mehmet Çelebi, hisara Yerkökü adını verdi. Kale gerçekten bu yerlere kök salmayı kolaylaştıracaktı. (Zamanla 'Yerkökü' adı 'Yerköy'e dönüşmüştür.) Buradan tekrar Anadolu'ya geçip Samsun'u aldı. Bu ahalide oturan, Timur'dan kalan Tatarlar'ı Rumeli'ye sürdü. Karaburun civarlarında peygamberliğini ilan eden Börklüce Mustafa, Manisa yakınlarında Torlak Kemal, Rumeli'de Zagra'da Şeyh Bedrettin'in çıkardığı ayaklanmaları bastırıp bu şahısları idam ettirdi.

Edirne Sarayiçi'ndeki Eski Sarayı yaptırdı, kardeşlerinden Emir Süleyman'ın temelini attığı Eski Cami'yi de tamamlattı.

Yaşadığı savaşlarda toplam 42 adet kılıç, ok, ve mızrak yarası almıştır. Bursa'daki Yeşil Türbe'de gömülüdür. Yerine oğlu II. Murat geçmiştir.

Saruhanoğulları beyliğine son verdi.
__________________
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]&MEN-GER&[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]HALKA HİZMETE KENDİNİ ADAMIŞLAR[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
yılmaz_korkmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25-08-2007, 15:06   #7 (permalink)
Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Bulunduğu yer: korkmaz
Mesajlar: 1,626
yılmaz_korkmaz is on a distinguished road
yılmaz_korkmaz - MSN üzeri Mesaj gönder

II. Murat, (d. 1404, Amasya – ö. 3 Şubat 1451, Edirne). Altıncı Osmanlı padişahıdır. Şehzadeliği [değiştir]1415'de lalası Yörgüç Paşa ile Amasya'ya vali olarak gönderildi. Börklüce Mustafa'nın İzmir ve Saruhan tarafında çıkardığı ayaklanmaların bastırılmasında görev aldı. Sonraki lalası Hamza Bey ile Çandaroğullarından Samsun'u aldı. Babası ölünce Bursa'da devletin ileri gelenleri ve yeniçerilerin desteğiyle 25 Haziran 1421'de tahta çıktı.





Saltanatı [değiştir]
İlk yılları [değiştir]Saltanatının ilk senesi amcası Düzmece Mustafa ile mücadeleyle geçti. Doğu Roma imparatoru Manuel Limni'de gözaltında tutulan Düzmece Çelebi ile anlaşarak Rumeli'ye geçmesine yardım etti. Düzmece Çelebi Rumeli beylerinin de desteğini alarak Edirne'de hükümdarlığını ilan etti. Ancak 1422 yılında yakalanarak Edirne'de idam edildi. Bu olayın ardından II. Murat aynı yıl İstanbul'u kuşattı. 10 Haziran günü başlayan kuşatma 6 Eylül'de başarısızlıkla son buldu. Kuşatma sürerken II. Murat'ın kardeşi Küçük Mustafa Karaman ve Germiyan beylerinin desteğiyle Ağustos ayında Bursa'yı kuşattı. Murat Mihaloğlu'nu Bursa'ya gönderdi. Küçük Mustafa önce İstanbul'a oradan da İznik'e geçti. Bunun üzerine Murat İznik'e saldırdı ve kardeşini idam ettirdi.

II. Murat İznik'i aldıktan sonra Çandaroğulları üzerine yürüyerek topraklarının büyük bölümünü Osmanlı'ya kattı. Karamanoğlu İbrahim Bey'in hükümdar olmasına yardımcı oldu. Eflak voyvodasının Osmanlı topraklarına yaptığı saldırıları püskürttü. Bizans ile Cenevizliler aracılığıyla anlaşma yapıldı ve buna göre imparator her yıl vergi olarak 30.000 duka altın ve Ankara Savaşı'nda Ege ve Karadeniz kıyılarında Bizans'ın eline geçmiş olan toprakları Osmanlı'ya iade etmeyi kabul etti.

Bundan sonra Anadolu'da birlik sağlama çalışmalarına girişti. Önce Menteşe ve Aydınoğlu beyliklerini topraklarına kattı. Ardından erkek çocuğu olmayan Germiyanoğlu II. Yakup Bey'in 1429'da ölümünün ardından vasiyeti üzerine Germiyanoğulları Beyliği Osmanlı topraklarına katıldı.





Venedik ve Macaristan [değiştir]1430'da II. Murat Venediklilerin 1423 yılında ele geçirdiği Selanik'i kuşattı ve ele geçirdi. Sonrasında Sırplar ve Macarlarla anlaşarak Osmanlılara saldıran Karamanoğlu İbrahim Bey'in üzerine gitti ve Akşehir, Konya ve Beyşehir'i aldı. Karamanoğulları'yla barış yapıldıktan sonra II. Murat tekrardan Rumeli'ye geçti ve Sırbistan despotluğuna son verdi. 1439'da Belgrad'ı altı ay boyunca kuşattı fakat alamadı.

1441'de Hunyadi Yanoş komutasındaki Macar kuvvetleri Osmanlı topraklarına akınlar yapmaya başladılar ve Osmanlıları ağır yenilgilere uğrattı. Hunyadi Yanoş'un elde ettiği zaferler Macar sınırlarının ötesinde de yankı buldu. 1439'dan bu yana Osmanlı'ya karşı kutsal bir savaş başlatmak isteyen Papa IV. Eugene yeni bir haçlı ordusu için çağrıda bulundu. Ancak çağrıya kulak verenler genelde halktan kimselerdi. Aynı dönemde Macarlarla anlaşan Karamanoğlu İbrahim Bey de 1443 ilkbaharında Anadolu'da saldırıya geçti ancak II. Murat ve oğlu Ali Çelebi tarafından yenilgiye uğradı. Batıda ise Papa tarafından oluşturulan ve başında Macar kralı Ladislas'ın bulunduğu ordu Budin'den güneydoğuya doğru 1443'ün Temmuz ayında hareket geçti ve Sofya'yı ele geçirdi. Ordu 1444 yılında Budin'e döndü ve böylece "Uzun Sefer" sona erdi.

15 Ağustos 1444'de Sırp despotu George Brankovic ile Edirne-Segedin Antlaşması imzalandı. Ardından bir kere daha Karamanoğulları üzerine yürüdü ve İbrahim Bey'i barışa zorladı. Sonrasında tahtı oğlu Mehmet'e bırakarak Manisa'ya çekildi.
__________________
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]&MEN-GER&[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]HALKA HİZMETE KENDİNİ ADAMIŞLAR[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
yılmaz_korkmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25-08-2007, 15:15   #8 (permalink)
Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Bulunduğu yer: korkmaz
Mesajlar: 1,626
yılmaz_korkmaz is on a distinguished road
yılmaz_korkmaz - MSN üzeri Mesaj gönder


Fatih Sultan Mehmed (II. Mehmed), (d. 30 Mart 1432 – ö. 3 Mayıs 1481) yedinci Osmanlı padişahıdır.

İstanbul'u fethetmesinden sonra "Fatih" lakabıyla anılmıştır. Bazı tarihçilere göre İstanbul'un fethi, Orta Çağ'ın sonu Yeni Çağ'ın başlangıcı olmuştur. Bundan dolayı Fatih, "çağ açan hükümdar" olarak da tanınır. Fatih, çıkardığı yasalarla devleti önemli ölçüde yeniden biçimlendirmiştir





Gençlik yılları ve ilk kez tahta çıkışı [değiştir]Fatih Sultan Mehmed, 30 Mart 1432'de, o dönemde Osmanlı Devleti’nin başkenti olan Edirne'de doğdu. Altıncı Osmanlı padişahı olan II. Murad’ın Hüma Hatun'dan olan oğluydu. Molla Gürani gibi dönemin ünlü bilginlerinden özel dersler alarak yetişti. 1443’te, çocuk yaşta Manisa sancakbeyliğine atanınca, hocaları ve danışmanlarıyla birlikte Manisa’ya gitti.

II. Murad, Balkanlar’da ve Anadolu’da çeşitli sorunların yaşandığı bir ortamda Mehmed’i Edirne’ye çağırdı Ağustos 1444’te tahtı oğluna bıraktı. II. Mehmed tahta geçtiğinde henüz oniki yaşındaydı. Deneyimsiz bir çocuğun padişah olması, Osmanlılarla çatışma halinde olan devletleri umutlandırdı.

Bir Haçlı ordusu Tuna Nehri'ni aşıp Varna’yı kuşattı. II. Mehmed ve Sadrazam Çandarlı Halil Paşa Anadolu'da bulunan II. Murad'ı Edirne'ye çağırdı. II. Murad, 10 Kasım 1444'te Varna Savaşı’nda Haçlı ordusunu bozguna uğrattı.

II. Mehmed’in padişahlığı Türk soylu Çandarlı Halil Paşa ile yeni padişahı destekleyen devşirme kökenli Zağanos Paşa ve Şihabeddin Paşa arasında şiddetli bir güç çekişmesine yol açmıştı. II. Murad’ın tahta dönmesini isteyen Çandarlı Halil Paşa, el altından bir yeniçeri ayaklanmasını destekledi ve II. Mehmed’i tahttan çekilmek zorunda bıraktı.


İkinci kez tahta çıkışı [değiştir]II. Murad Edirne'ye dönerek Mayıs 1446’da yeniden tahta geçti. Mehmed sancakbeyi olarak Zağanos Paşa ve Şihabeddin Paşa’yla birlikte Manisa'ya döndü. Bu dönemde Mehmed, 1448 ve 1450'deki Arnavutluk seferlerine katıldı. Babası ölünce de 18 Şubat 1451’de Edirne'de ikinci kez tahta çıktı.

Fatih Sultan Mehmet, Varna Savaşı'ndan önce Sadrazam Çandarlı Halil Paşa'nın tahta davetini reddeden babasına "Eğer padişah sen isen ordunun başına geç, eğer padişah ben isem emrediyorum ordunun başına geç" sözü ile, henüz çocuk yaşta iken, düşündürücü ve zeka dolu bir paradoks sunmuştur.


İstanbul’un Fethi [değiştir]Ana madde: İstanbul'un fethi
II.Mehmed , tahta çıktıktan sonra Çandarlı Halil Paşa’nın sadrazamlığına dokunmadı. Onun genç yaşta padişah olmasından dolayı yeniden umutlanan Karamanoğulları, hemen harekete geçerek Seydişehir ve Akşehir'i ele geçirdiler. Bizans da papaya başvurarak yeni bir Haçlı seferi düzenlenmesini istedi ama olumlu yanıt alamadı.


İstanbul'un Fethi'nin Nedenleri
1. Bizans'ın, Osmanlı Devleti'nin Rumeli'deki ilerlemesine ve büyümesine engel olması
2. Bizans'ın Anadolu beyliklerini Osmanlı Devleti'ne karşı kışkırtarak Anadolu'daki Türk birliğini bozmaya çalışması
3. Bizans'ın Osmanlı şehzadelerini kışkırtarak Osmanlı Devleti'nde taht kavgalarına neden olması
4. Bizans'ın, Avrupa-Hristiyan dünyasını kışkırtıp Haçlı Seferleri'ne zemin hazırlaması
5. Anadolu ve Rumeli toprakları arasındaki bağlantının sağlanabilmesi için İstanbul'un alınmasının gerekmesi
6. İpek Yolu'nun Avrupa'ya açılan koluna hakim olmak
7. Kara ve deniz ticareti bakımından İstanbul'un önemli bir konuma sahip olması
8. Boğazlar yolu ile ekonomik canlılığın mevcudiyeti
9. Anadolu ve Rumeli arasındaki askeri geçişin kolaylaştırılmak istenmesi
10. II. Mehmed'in, Hz. Muhammed'in; "İstanbul elbet fetholunacaktır. Ne güzel kumandandır o kumandan ve ne güzeldir o askerler" hadisine layık olabilme düşüncesi


Fatih'in 1451-1481 yılları arasında kullandığı kılıcı,Topkapı müzesi-İstanbul.
İstanbul'un Fethi İçin Osmanlı Devleti'nin Yaptığı Hazırlıklar
1. II. Mehmet, önce Macarlar ve Venedikliler ile bir barış antlaşması yaparak Balkanlar’da güven ve istikrarı sağladı.
2. Karamanoğulları ile anlaşarak Anadolu'daki güvenliği sağladı.
3. Bizans'a Karadeniz'den gelecek yardımları engelleyebilmek için, Anadolu Hisarı(Güzelce Hisar)'nın karşısına Rumeli Hisarı(Boğazkesen Hisarı)'nı yaptırdı.
4. İstanbul'un güçlü surlarında gedikler açabilmek için, Bizans'ın hapisanesinden Macar Usta Urban kaçırıldı ve Edirne'de ona, o zamana kadar görülmemiş büyüklükte toplar döktürtüldü.
5. İstanbul surlarına rahat asker çıkarabilmek için tekerlekli kuleler yapıldı.
6. Kuşatmaya yardım için bir donanma hazırlandı.


İstanbul'un Fethi İçin Bizans'ın Yaptığı Hazırlıklar
1. Kale surlarını güçlendirdiler.
2. Osmanlı Donanması'nın Haliç'e girmesine engel olmak için, Haliç'in ağzını zincirle kapattılar.
3. Bizanslılar, suda yanabilen barut, neft yağı ve kükürt ile yapılan Rum Ateşi(Gregois) adlı silahı yaptılar.
4. Osmanlı Devleti'nin kuşatmaya hazırlandıklarını anlayınca depolarını yiyecek, silah, mühimmat vb. şeylerle doldurdu.


II. Mehmed ve askerleri İstanbul'a girerken. Jean-Joseph Benjamin-Constant'ın eseri
Büyük Kuşatma
23 Mart 1453'te Edirne'den hareket etti ve 6 Nisan 1453’te İstanbul’u kuşattı. Kuşatma, aralıklı çatışmalarla 53 gün sürdü. II. Mehmet, Çandarlı Halil Paşa’nın İstanbul’un fethine karşı bir tutum sergilemesi üzerine, son saldırı hazırlıklarını yapması için Zağanos Paşa’yı görevlendirdi. Bizans’a yardımın gelmesini önlemek için de Marmara Denizi ile Çanakkale Boğazı'nı ablukaya aldı. Hiçbir yerden destek alamayan Bizans’ın başkenti 29 Mayıs 1453 günü düştü. Bin yıllık Bizans İmparatorluğu'na son veren II. Mehmet, bu olaydan sonra "Fatih" (ülke açan, ülke alan) ünvanını aldı. Fatih, bir tören alayının başında şehre girdi. İlk iş olarak Ayasofya’ya giderek burayı camiye dönüştürdü. İstanbul’u Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti yaptı. Kentin ticaret merkezi olan Galata’dan kaçmış olan Rumların ve Cenevizlilerin dönmesini sağladı. Rum Patrikliği’nin yeniden açılmasına izin verdi; ayrıca bir Yahudi hahambaşlığı ile bir Ermeni patrikhanesi kurdurdu. II. Mehmet İstanbul’u, farklı dinlerden insanların bir arada yaşadığı, ticaret ve kültür merkezi olan bir başkent yapmayı amaçladı.


İstanbul'un Fethi'nin Türk Tarihi Açısından Sonuçları
1. Osmanlı Devleti'nin Kuruluş Dönemi bitti, Yükseliş Dönemi başladı.
2. İstanbul'un Fethi ile Osmanlı Devleti'nin Anadolu ve Rumeli toprakları arasındaki Bizans'ın yarattığı tehlike ortadan kalktı.
3. İstanbul'un Fethi ile Karadeniz'i Akdeniz'e bağlayan ticaret yolları ele geçirildi.
4. İpek Yolu'nun Avrupa'ya giden kolu ele geçirildi.
5. İstanbul, Osmanlı Devleti'nin başkenti yapıldı ve II. Mehmed ülke alan, ülke açan anlamına gelen 'Fatih' ünvanını aldı.
6. Osmanlı Devleti'nin İslâm Dünyası'ndaki saygınlığı arttı.
7. Fener Rum PatrikhanesiOsmanlı himayesine girdi. 8.Fatih Sultan Mehmet Han İstanbul'un fethinden sonra tüm putları toplatıp askeri eğitim yerlerine gönderip orda üzerlerine atış talimleri yapılmasını istemiştir..





Fatih atını denize sürerken, Fausto Zonaro, 19. yy.
İstanbul'un Fethi'nin Dünya Tarihi Açısından Sonuçları
1. İstanbul'un Fethi ile Orta Çağ kapanıp, Yeni Çağ açıldı.
2. İstanbul'un Fethi sırasında kullanılan büyük topların, en güçlü surları bile yıkabileceği görüldü. Bu denli güçlü topların yapılması, Avrupa'daki 'derebeylik'lerin yıkılmasına ve merkeziyetçi krallıkların güçlenmesine neden oldu.
3. İstanbul'un Fethi ile İpek Yolu'nun Orta Asya'dan Avrupa'ya giden kolunun Osmanlı Devleti'nin eline geçmesi, Avrupalılar'ı yeni ticaret yolları arayışına yöneltti. Bu olay 'Coğrafi Keşifler'in nedenlerinden birini oluşturdu.
4. İstanbul'un Fethinden sonra İtalya'ya giden bilim adamları, orada eski Yunan ve Roma eserlerini inceleyerek, 'Rönesans'ın başlamasına katkıda bulundular.

Kimi iddialara göre Fatih Sultan Mehmet İstanbul'un fethinden sonra Truva'ya giderek Truvalı kahramanların anısına kurban kesmiştir ve "Truvalıların öcünü aldım" demiştir.[
__________________
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]&MEN-GER&[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]HALKA HİZMETE KENDİNİ ADAMIŞLAR[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
yılmaz_korkmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25-08-2007, 15:18   #9 (permalink)
Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Bulunduğu yer: korkmaz
Mesajlar: 1,626
yılmaz_korkmaz is on a distinguished road
yılmaz_korkmaz - MSN üzeri Mesaj gönder
Fatih Sultan Mehmet Han İkinci Bölüm
Çandarlı Halil Paşa'nın idamı [değiştir]
Fatih Sultan MehmetFatih, İstanbul’un fethi sırasında, Bizans yanlısı tutum içinde olduğu gerekçesiyle Çandarlı Halil Paşa’yı 10 Temmuz 1453 tarihinde Edirne'de idam ettirdi.
Çandarlı Halil Paşa fetihten sonra Yedikule'de Altın Kapı'da kırk gün hapis edildi, 10 Temmuz'da gözlerine mil çekildi ve idam edildi. Daha sonra kemikleri oğlu İbrahim Paşa tarafından İznik'e götürülüp türbesine gömüldü. Çandarlı Halil Paşa, idam edilen ilk Osmanlı sadrazamıdır.


Yeni fetihler [değiştir]
Sırbistan seferleri [değiştir]İstanbul'un fethinden sonra Osmanlılara bağlılığını bildiren ve ele geçirdiği bazı kaleleri geri veren Sırplar, Macarlar ile iş birliği yaparak yeniden düşmanlıklarını göstermeye başlamışlardı. Bunun üzerine 1454 -1457 arasında üç kez peşpeşe Sırbistan'a sefer düzenlendi. Belgrat dışındaki bütün Sırp toprakları ele geçirildi.




Mora seferleri [değiştir]İstanbul'un fethinden sonra Bizans İmparatoru XII. Konstantin'in oğulları, rakipleri Kantakuzen ailesine karşı Mora'da, Osmanlıların yardımını istemişlerdi. Turahanoğlu Ömer Bey, akıncıları ile duruma müdahale etti ve muhalifler bertaraf edildi. Fakat bu sefer iki kardeş arasında mücadele başlamıştı. Bölge ülkelerinin Mora'yı istilâ niyetlerini bilen Fatih 1458'de harekete geçti. Korent'i ele geçiren Fatih, Mora'nın bir kısmını merkeze bağlayarak, burada bir sancak oluşturdu. Atina ve diğer bölgeler ise Osmanlı yönetimini kabul etti. Kardeşi Dimitrios'a karşı Arnavutların desteğini alan Tomas'ın Osmanlılarla yapılan anlaşmayı bozması üzerine 2.kez Mora'ya sefer düzenlendi. Tomas, Papa'nın yanına kaçmak zorunda kaldı. Bölgeye çok sayıda Türk yerleştirildi. Venedikliler bölge halkını Osmanlılara karşı ayaklandırmaya çalışıyorlardı. Ancak bunda başarı kazanamayan Venedik, Osmanlı kuvvetleri tarafından bozguna uğratıldı (1465).





Bosna-Hersek seferleri ve Bosnalıların müslüman oluşu [değiştir]Osmanlılara vergi yoluyla bağlı olan Bosna Kralının, anlaşmalara riayet etmemesi üzerine Üsküp'ten harekete geçen Fatih, Sadrazam Mahmut Paşa ve Turahanoğlu Ömer Bey'e Bosna'nın tamamen fethedilmesi emrini vermişti. 1463 yılındaki seferle Bosna Kralı Osmanlı hâkimiyetini yeniden tanıdı. Ancak şeyhülislamın da fetvasıyla sonra öldürüldü ve bu topraklarda Bosna Sancakbeyliği oluşturuldu. Fakat ordunun İstanbul'a dönmesi üzerine aynı yıl, Macar kralı Bosna'ya girdi.

İkinci kez düzenlenen seferle Osmanlılar, Yayçe dışındaki bütün kale ve şehirleri yeniden ele geçirdiler. Bosna seferleri esnasında Hersek Kralı Stefan da ülkesinin bir kısım toprağının Osmanlılara doğrudan bağlanması şartıyla tahtında bırakılmıştı. Ancak 1483 yılında Hersek tamamen Osmanlı toprağı hâline gelecektir. Fatih, Bosna'yı Osmanlı topraklarına kattığı zaman "Bogomil" mezhebindeki Bosnalılara çok iyi davranmıştı. Hem Katolik hem de Ortadoksların kendi kiliselerine almak için baskı yaptıkları Bogomiller bu sebeple Osmanlı yönetimine sıcak bakmışlar ve kendilerine sağlanan din ve vicdan hürriyetinden etkilenerek zamanla Müslüman olmuşlardı. Bu Müslüman Bosnalılara "Boşnak" denilmektedir.

Fatih devrinde Osmanlıların karada en güçlü komşusu ve rakibi Macarlar, denizde ise Venedik idi. Macarlar bu dönemde tek başlarına Osmanlılarla baş edemeyeceklerini bildiğinden, doğrudan bir savaşı göze alamamış, Fatih de tabiî sınır olan Tuna'yı geçmeyi düşünmemiştir. Ancak akıncılar vasıtasıyla, Macaristan'a güvenliğin sağlanmasına yönelik yüzlerce başarılı akın düzenlenmiştir. Keza Venedik Cumhuriyeti de Osmanlılarla doğrudan karşılaşmaktansa Balkanlardaki diğer devletleri kışkırtmayı yeğ tutmuştur. Güçlü donmasıyla Mora ve Ege'deki adalara sahip olmak isteyen Venedik, Osmanlılar karşısında istediği sonucu alamamış, aksine pek çok ada ve kıyı kaleleri Osmanlıların eline geçmiştir.


Eflak ve Boğdan seferleri [değiştir]Yıldırım Bayezid zamanında vergiye bağlanan Eflâk Prensliği'nin başına Fatih tarafından Vlad (Kazıklı Voyvoda) getirilmişti(1456). Osmanlılara bağlı görünen Vlad aslında gizliden gizliye düşmanlık ediyordu Vlad'ın Fatih'in elçilerini kazığa oturtarak öldürmesi üzerine 1462 yılında Fatih, Eflâk'a bir sefer düzenledi. Boğdan'dan da yardım alan Osmanlı kuvvetleri voyvodayı uzun süre takip etti. Neticede, sığındığı Macarların, Osmanlılarla yaptığı anlaşma üzerine Vlad'ı esir etmeleri ile mesele çözüldü. Fatih voyvodalığa Radul'u getirdi ve Eflâk bir Osmanlı eyaleti hâline geldi.

1455'ten itibaren Osmanlı Hâkimiyetini tanıyan Boğdan Prensliği'nin Kefe'nin fethinden sonra izlediği düşmanca siyaset üzerine Osmanlı kuvvetleri 1476'da Boğdan'a girdi. Fatih'in bizzat başında olduğu Osmanlı kuvvetleri Boğdan ordusunu büyük bir bozguna uğrattı. Böylece Boğdan da yeniden Osmanlı hâkimiyetini tanımış oldu.


Arnavutluk seferleri [değiştir]Papalık ve Napoli krallığının desteği ve kışkırtmasıyla harekete geçen Arnavutluk hâkimi İskender Bey, vurkaç taktiği ile Osmanlı kuvvetlerine baskınlar düzenlemekteydi. Bunun üzerine Fatih, bizzat sefere çıkmaya karar verdi. 1465 yılında gerçekleşen I.seferde, İlbasan Kalesi'ni yaptırıp, içine asker yerleştiren Fatih, Balaban Paşa'yı bölge için görevlendirerek, geri döndü. Ancak, Papa ve diğer devletlerden aldığı kuvvetlerle Türklere saldıran İskender Bey, Balaban Paşa'yı şehit etti ve İlbasan kalesi'ni kuşattı. Bunun üzerine Fatih II. Arnavutluk Seferi'ne çıktı (1467). Ele geçirilen topraklarda yeni garnizonlar oluşturuldu. Bu sırada İskender Bey ölmüş ve yerine oğlu Jean geçmişti. Arnavutlukta başlayan kargaşa sebebiyle Fatih 3. kez Arnavutluk seferini başlattı. Arnavutların elinde kalmış olan Kroya ve İşkodra kuşatıldı. Nihayet 1479'da Arnavutluk da bir Osmanlı vilayeti haline gelmiş oluyordu.


Pontus Rum Devleti'nin yıkılışı [değiştir]1461'de Pontus Devleti'nin (Trabzon İmparatorluğu) başkenti Trabzon'u ele geçirdi ve bu devletin varlığına son verdi. 1462'de yeniden Rumeli seferine çıktı. Eflâk’ı Osmanlı Devleti'ne bağladı ve 1463'te Bosna'yı tamamen ele geçirdi. Aynı yıl Ege Denizi'ndeki Midilli Adası'nı alınca Venedikliler'le arası açıldı. Bu olay, 1479'a kadar sürecek olan savaşın da başlangıcı oldu. Fatih'in Ege'de ki fethettiği adalar; Taşoz, Eğriboz, Limni, Semadirek, İmroz, Midilli ve Tenedos'dur. 1465'te Hersek'in büyük bölümünü, 1466'da da Arnavutluk'taki bazı kaleleri fethetti.



Fatih, 1466'da yeni bir Anadolu seferine çıktı. Karamanoğullarının başkenti Konya'yı ele geçirdi. Ama İstanbul'a dönünce Karamanoğulları, Osmanlılara geçen yerleri geri aldılar. Sonradan sadrazam olacak olan Gedik Ahmed Paşa 1471'de Karamanoğullarını bir kez daha yenilgiye uğrattı. Akkoyunlular, Karamanoğullarını desteklemeye devam ettiler. 11 Ağustos 1473'te Otlukbeli Savaşı’nda Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan’ı ağır bir yenilgiye uğrattı. Ertesi yıl da Karamanoğulları beyliğini tamamen ortadan kaldırdı.


Ölümü Fatih 1481’de, Anadolu’ya doğru yeni bir sefere çıktı. Ama daha yolun başında hastalandı ve 3 Mayıs 1481’de Gebze'deki ordugâhında öldü. Gut hastalığından öldüğü sanılmakla birlikte, zehirlendiği de söylenir. Ölümünden sonra oğlu Bayezid tahta çıktı. Fatih Camii'nde ki Türbesinde tek başına yatmaktadır.


Yenilikleri ve Kanunnameleri [değiştir]Fatih, askeri başarılarla Osmanlı Devleti'ni büyük bir imparatorluğa dönüştürdü. Bilime, tarihe ve felsefeye özel ilgi gösterdi. Türkçe'den başka Arapça, Latince ve Yunanca kitaplardan oluşan özel bir kütüphanesi vardı. "Avni" takma adıyla şiirler yazdı. Şiirleri Fatih Divanı (1944), Fatih’in Şiirleri (1946), Fatih ve Şiirleri (1959) gibi adlar altında basıldı. Bilim adamlarını ve edebiyatçıları destekleyen Fatih, nesir ustası Sinan Paşa ile şair Ahmed Paşa'yı vezirliğe kadar yükseltti. Ünlü matematikçi ve astronomi bilgini Ali Kuşçu'nun İstanbul'a kalmasını sağladı. Fatih, İtalyan ressam Gentile Bellini'yi 1479'da İstanbul'a getirterek resimlerini yaptırdı.

Fatih, Osmanlı Devleti’ne düzenli ve sürekli bir yapı kazandırmak için önemli düzenlemeler yaptı. Yönetim, maliye ve hukuk alanında koyduğu kuralları içeren Fatih Kanunnamesi, sonraki dönemde de yürürlükte kaldı. Bu kanunname, tahta çıkan padişaha devletin geleceği için kardeşlerini öldürme hakkı veriyordu. Fatih’in Osmanlı devlet düzenine ilişkin temel ilkelerin pek çoğu, Tanzimat dönemine kadar geçerliliğini korudu. Fatih’in saltanatı döneminde Osmanlı ülkesinde 500'den fazla mimari yapı yapıldı. Onun adına yapılan en önemli yapı, İstanbul'da bir cami ile medrese, kitaplık, imarethane (aşevi), darüşşifa (hastane), hamam, kervansaray gibi birimleri kapsayan Fatih Külliyesi’dir.


Eğitim ve Kültür [değiştir]Fatih Sultan Mehmed'in tarihteki en önemli yanlarından birisi de eğitime verdiği önem olmuştur. Üniversite anlamında Osmanlı tarihinde ve dünya tarihinde bilinen en eski eğitim kurumlarından olan Sahn-ı Seman'ı kurmuştur. Sahn-i Seman İstanbul'un ilk Türk yükseköğretim kurumudur. Sahn-ı Seman medreseleri Fatih Külliyesi içindeki en yüksek düzeyli medreseler idiler. Sahn-ı Semân'ın eğitim müfredatının hazırlayıcılarından çağın önemli bilim adamı Ali Kuşçu'dur. Medreselerde Ali Kuşçu tarafından düzenlenen bir okutma planının olduğu, hattâ bunun “Kânûnnâme” şeklinde yapıldığı bilinmekle birlikte, ama bugüne kadar incelemesi yapılan Osmanlı arşiv belgeleri arasında ele geçirilememiştir. Bu kanunnamenin aslının 1918 yılında külliyede çıkan yangınla yok olması da olasıdır. Sahn-ı Semân, Kanuni tarafından açılan Süleymaniye medresleri zamanına kadar nakli ve akli bilimlerde öğrenci yetiştirmekteydi. Kanuni devrinde bu medreseler şer'î ilimler ihtisası yapılan medreseler olmuşlar, Süleymaniye medreseleri de aklî ilimlerin ihtisas yeri olmuştur
__________________
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]&MEN-GER&[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]HALKA HİZMETE KENDİNİ ADAMIŞLAR[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
yılmaz_korkmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25-08-2007, 15:21   #10 (permalink)
Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Bulunduğu yer: korkmaz
Mesajlar: 1,626
yılmaz_korkmaz is on a distinguished road
yılmaz_korkmaz - MSN üzeri Mesaj gönder

II. Bayezid (Osmanlı Türkçesi: بايزيد ثانى; Bāyezīd-i sānī) II. Beyazıt olarak da anılır (3 Aralık 1447/48 – 26 Mayıs 1512), 8. Osmanlı padişahıdır. Fatih Sultan Mehmed'in, Gülbahar Hatun'dan olan büyük oğludur. Yavuz Sultan Selim'in de babasıdır. Tahta geçtiğinde 511.000 km²'si Asya'da, 1.703.000 km²'si Avrupa'da olmak üzere toplam 2.214.000 km² olan imparatorluk toprakları, vefatında yaklaşık olarak 2.375.000 km² idi. [1]

II. Bayezid'in ismi Latin harfli Türkçe metinlerde Beyazıt, Beyazıd, Bayezit, Bayezıd gibi değişik imlalar ile yazılsa da sultanın adı bütün Osmanlıca kaynaklarda ve metinlerde Bayezid (بايزيد) olarak geçmektedir. Türk Dil Kurumu, günümüzde Beyazıt [2] Bayezit, [2] şeklindeki yazımları benimsemiştir. Modon fetihnamesinde, Emiru'l-Mü'minîn Sultanu'l-Guzat ve'l-Mücahidîn Nâsiru's-Seriat ve'l-Milleti ve'd-Din Giyâsu'l-Islâm ve Muinu'l-Müslimîn Sultan Bâyezid [3] diye anılmıştır
Tahta çıkışı [değiştir]
Sultan II. Bayezid'in TuğrasıFatih Sultan Mehmed'in 4 Mayıs 1481'de Gebze yakınlarında vefat etmesi üzerine Sadrazam Karamanlı Mehmed Paşa, Bayezid ve Bayezid'in kardeşi Cem Sultan'a ulaklar (haberci) gönderdi. Ancak Cem Sultan, kendisine gönderilen haberci yolda, Anadolu Beylerbeyi Sinan Paşa tarafından yakalanarak alıkonduğu için babasının ölüm haberini geç öğrendi. Bu arada Bayezid'in tarafını tutan Yeniçeriler İstanbul'da isyan ederek Cem Sultan taraftarı Karamanlı Mehmed Paşa'yı 4 Mayıs 1481'de öldürdüler ve Bayezid'in oğlu Şehzade Korkut'u babasına vekâleten tahta çıkardılar.

Babasının vefatını öğrenen ve devlet büyüklerinin, acele başkente gelmesi hakkında gönderdikleri mektupları alan II. Bayezid maiyetinde 4.000 kişi olduğu halde Amasya'dan yola çıkıp 9 günde Üsküdar'a geldi. Ertesi gün oğlu Şehzade Korkut'tan saltanatı resmen teslim alıp 22 Mayıs 1481'de Osmanlı tahtına çıktı ve devleti idare etmeye başladı. II. Bayezid ilk olarak kapıkullarına üçer bin akçe cülus bahşişi dağıttı. Yeniçerileri ulufelerini 5 akçeye çıkarttı.

Ayrıca bakınız: Fatih Sultan Mehmed

Cem Sultan Meselesi [değiştir]
Cem SultanAna madde: Cem Sultan
Cem Sultan kardeşi II. Bayezid'in padişahlığını kabul etmedi. Böylece Osmanlı devleti II. Bayezid ile Cem Sultan arasında uzun süren ve en sonunda Avrupa'nın da içine karıştığı bir taht kavgasına sahne oldu.

II. Bayezid İstanbul'da tahta çıkmış olmasına rağmen Cem Sultan 4.000 askeriyle İnegöl önlerinde Bayezid'in henüz hazır olmayan Ayas Paşa idaresindeki ordusu ile savaştı. Bu savaşı kazanan Cem Sultan Bursa'da kendi adına hutbe okutmak ve para bastırmak suretiyle hükümdarlığını ilan etti. Bursa'da 18 gün saltanat süren Cem Sultan civardaki şehir ve kasabalara da hâkimiyetini kabul ettirdi ve II. Bayezid'e İmparatorluğu eşit olarak paylaşma teklifinde bulundu. Devletin ikiye bölünmesi anlamına gelen bu teklif, sadece Bayezid tarafından değil tüm devlet ileri gelenleri tarafından dehşetle karşılandı. Osmanlı Devleti'nin bölünmesini kendi çıkarlarına uygun gören Avrupalılar ve Memluklular bu konuda Cem Sultan'ı desteklediler.


Rodos Limanı1481 Haziranında II. Bayezid'in ordusuyla Yenişehir ovasında yaptığı savaşta yenilen Cem Sultan önce Konya'ya çekildi. Konya'da yeterince destek bulamayan Cem Sultan Tarsus'a geçti. Daha sonra da Memluk sultanından aldığı davet üzerine Kahire'ye gitti. Kahire'de büyük ilgi gören Cem Sultan orada kaldığı süre içerisinde Mekke'ye giderek hac vazifesini yerine getirdi. Bu dönemde, ağabeyi II. Bayezid kendisine padişahlıktan vazgeçmesi hâlinde 1 milyon akçe vermeyi teklif etti. Ama Cem Sultan bu teklifi reddetti. Benzeri teklifler tekrar yapıldıysa da, bunlar da sonuç vermedi.

Memluklular'ın da yardımıyla tekrar bir ordu toplayan Cem Sultan, 27 Mayıs 1482'de Konya'yı kuşattı. Ancak Osmanlı Ordusu'nun Konya'ya hareket etmesi üzerine Konya'dan Ankara'ya geçti. Ankara'da da kaçışına devam eden Cem Sultan 1482 yazında otuz kadar adamıyla birlikte Rodos'a gitti. Cem Sultan 29 Temmuz 1482'de Rodos Şövalyelerinin Büyük Üstadı Pierre d'Aubusson tarafından büyük bir törenle karşılandı. Ancak bundan sonra bir daha hayatta iken vatanına dönemedi. Artık, Cem Sultan için Avrupa'da maceralı bir esaret hayatı başladı.

Cem Sultan Rodos'a çıkmasından sonra Papa VIII. Innocentius'in isteği üzerine Fransa'ya gönderildi. Bu gelişmeden sonra önceleri Osmanlı Devleti'nin bir iç meselesi olan taht mücadelesi, böylelikle milletlerarası bir mesele hâline geldi. Bu olaydan çıkar sağlamak isteyen Papa VIII. Innocentius'un, Cem Sultan'a, Hristiyan olması hâlinde onu Osmanlı Devleti'nin başına geçirebileceğini teklif ettiği söylenir.

Osmanlı Devleti'ne karşı yeni bir Haçlı seferi gerçekleştirmek için Cem Sultan'ı kullanmayı düşünen Papa VIII. Innocentius 1492'de öldü. Böylece Cem Sultan daha serbest bir hayata kavuştu. Fakat bu defa Fransa Kralı, Cem Sultanı kendi siyasi emelleri için bir koz olarak kullanmak istedi. Bu amaçla hareket eden Fransa Kralı VIII. Charles Roma üzerine yürüyerek 26 Ocak 1495'te Cem Sultan'ı Papa'dan teslim aldı. Fransız Ordusu ile beraber yola çıkan Cem Sultan 25 Şubat 1495'te vefat etti. Bazı kaynaklar, Cem Sultan'ın elindeki kıymetli rehineyi bırakmak zorunda kaldığı için Papa tarafından zehirletildiğini ifade etmektedir.

Cem Sultan'ın ölümünü öğrenen II. Bayezid Osmanlı ülkesinde 3 gün yas ilan etti. Ülkedeki camilerde Cem Sultan için gıyabi cenaze namazı kılındı. Ayrıca II. Bayezid kardeşinin günahlarının bağışlanması için fakirlere 100 bin akçe sadaka dağıttı.

İtalya'da toprağa verilen Cem Sultan'ın cenazesi de pazarlık konusu oldu. Uzun süren bir mücadelenin ardından Cem Sultan'ın cenazesi, vefatından 4 sene sonra 1499'da Osmanlı topraklarına getirildi. Mudanya'da karaya çıkarılan cenaze Bursa'da Muradiye Camii'nin haziresinde kardeşi Şehzade Mustafa'nın da mezarının içinde bulunduğu türbe'ye gömüldü.

Cem Sultan Avrupa'da iken, İspanyollar karşısında yenilgiye uğrayan Endülüs'teki Müslümanlar Osmanlı Devleti'nden yardım istediler. II. Bayezid kardeşi Cem Sultan'ın Avrupada esir olması sebebiyle gerekli yardımı tam anlamıyla yapamadıysa da Kemal Reis'i İspanya'ya gönderdi. Kemal Reis İspanya'daki Müslümanları Kuzey Afrikaya, Yahudileri de de Selanik ve İstanbul'a taşıdı. 1492 yılında Müslümanların yanı sıra 150 bin kadar Yahudi de Osmanlı topraklarında yerleştirildi [11] .


İtalya'dan geri çekilme [değiştir]
Otranto Şehri'nin kalesi1480 yılında Fatih Sultan Mehmet hayatta iken Osmanlılar İtalya'nın ele geçirilmesi için ilk adım teşkil etmek üzere yarımadanın güneydoğusunda (çizmenin topuğu) yer alan Otranto kalesini ele geçirmişlerdi. Fatih'in ölümü ve Şehzade Cem'le II. Bayezid arasındaki taht mücadelesi, İtalya'nın fethi projesinin bir daha ele alınmamak üzere terk edilmesine neden oldu. Kısa bir süre sonra Osmanlı hâkimiyetindeki Otranto kalesi elden çıktı.

Napoli Krallığı, elindeki kuvvetlerle Osmanlı ile başedemeyeceğinin farkındaydı. Ayrıca Osmanlıların İtalya'da bulunmasının krallığın geleceği için iyi olmadığını da biliyordu. O nedenle Napoli Kralı, damadı Macaristan Kralı Matthias Corvinus'tan ve aynı hanedana mensup bulunduğu, o zamanlar Aragon olarak adlandırılan Kuzey İspanya kralından acele yardım istedi. Macaristan kralının gönderdiği 2.000 atlı ve diğer İtalyan devletlerinden aldığı yardımcı kuvvetlerle Otranto kalesi önlerine geldi. Bu orduyu denizden Napoli, Papalık ve İspanya gemilerinden müteşekkil bir donanma destekliyordu. Fatih Sultan Mehmet'in ölüm haberi buraya da ulaşmış ve Osmanlı askerleri arasında büyük bir isteksizlik ortaya çıkmıştı. Tam bu sırada komutan Gedik Ahmet Paşa, yanına aldığı bir miktar asker ve donanma ile ani bir şekilde Otranto'yu terk etti. Bir rivayete göre bunu kendi kararıyla, bir diğerine göre ise Sultan Bayezid'in isteği ile gerçekleştirmiştir. Gedik Ahmet Paşa Otranto'da 8.000 kadar asker ve asker için 1,5 senelik mühimmat bıraktı. Bu kadar kuvvet ile büyük bir orduya karşı konulması da mümkün değildi. Mukavemet edip 8.000 askeri heba etmek yerine kalenin teslim edilmesine karar verildi. Osmanlı kuvvetleri, askerlerin tüm silah ve cephanelerini yanlarına alarak çekilmesine izin verilmesi hâlinde, kaleyi teslim edeceklerini taahhüt ettiler. Kaleye yardım gelmesinden korkan Napoli Kralı bu anlaşmayı kabul etti. Böylece 8.000 Osmanlı askeri tüm mühimmatları ile gemilere binip, Otranto Boğazı'nı geçerek Arnavutluk'ta Türk topraklarına çıktı.

Napoli Kralı, Türklerin yeniden İtalya'ya çıkmaması için II. Bayezid'in elçisi ile görüştü ve Türklerin İtalya'ya bir daha sefer düzenlememesi vaadine karşılık Napoli, götürülemeyen Türk toplarını, Napoli Krallığı içerisindeki bütün Türk ve Müslüman esirleri Osmanlı Devletine geri verdi. Ayrıca dostça olmak şartıyla Donanma-yı Hümayun'a (Osmanlı Donanması), Adriyatik ve Yunan Denizi'nde serbestçe dolaşma hakkı tanıdı.

Nihayet Osmanlı Devletinin, İtalya'daki tek kalesi olan Otranto ele geçirilmesinden 13 ay sonra 10 Eylül 1481'de kaybedildi. Böylece, Fatih Sultan Mehmet tarafından başlatılan İtalya seferi Osmanlı Devletinin iç problemleri sebebiyle sönük bir şekilde sona erdi. İtalyanlar, Osmanlıların Otranto'da yaptıkları tahkimatı incelediler ve bundan sonra yaptıkları askerî tahkimatta, Otranto'yu örnek aldılar.
__________________
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]&MEN-GER&[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]HALKA HİZMETE KENDİNİ ADAMIŞLAR[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
yılmaz_korkmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25-08-2007, 15:23   #11 (permalink)
Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Bulunduğu yer: korkmaz
Mesajlar: 1,626
yılmaz_korkmaz is on a distinguished road
yılmaz_korkmaz - MSN üzeri Mesaj gönder

Yavuz Sultan Selim veya I. Selim (10 Ekim 1470, Amasya - 22 Eylül 1520), 9. Osmanlı padişahıdır.

Babası II. Bayezid, annesi Dulkadiroğulları beyliğinden Gülbahar Hatun'dur. Selim, tahta babası II. Bayezid'e karşı darbe yaparak çıkmıştır. Tahta çıkmadan önce Kırım'da Kefe Beylerbeyi olarak görev yapmıştır. Yavuz Sultan Selim'e kızını vermiş olan Kırım hanı Mengli Giray, ona askeri destek sağlayarak tahta geçmesine yardım etmiştir.
Çaldıran Savaşı [değiştir]Ana madde: Çaldıran Savaşı
Osmanlı Devleti sıkıntılı bir dönem yaşıyordu. Bu bunalımlı dönemin en büyük sebebi Doğu'daki Şii Safevi devletiydi. Bu devletin ortadan kalkmasıyla Anadolu'daki Osmanlı egemenliği sağlamlaşacak ve doğudan gelebilecek tehditlere karşı dağlık Doğu Anadolu Osmanlı savunmasını güçlendirecekti.

Yavuz Sultan Selim'in bir başka En büyük amacı da doğudaki bütün Türk-İslam devletlerini tek bir devlet çatısı altında birleştirmekti. Yavuz Sultan Selim, 1514 yılı baharında ordusuyla birlikte İran seferine çıktı. Oğlu Süleyman'ı 50.000 kişilik kuvvetle Anadolu'da emniyet olarak bıraktı. Osmanlı kuvvetleri, Erzincan'dan Tebriz'e doğru yürüyüşüne devam etti.

Çaldıran'da 23 Ağustos 1514'te yapılan savaşta Osmanlı kuvvetleri zafer kazanırken, Safeviler bozguna uğradılar. Savaşın tarihteki en önemli özelliği ve kazanılmasındaki en önemli etken, ateşli silahların bir savaşta ilk defa bu kadar yoğun kullanılmasıdır. 20.000 yeniçeri 7'şer bilye atmıştır ve çoğu etkili isabet etmiştir. Yavuz, merkezini yaklaşık 300.000 birbirine zincirlerle bağlı binek arabasıyla muhafaza etmiştir ki, bu da lojistik desteğin ne kadar büyük olduğunu gösterir.

Şah İsmail, kaçarak hayatını kurtardı. Yavuz yoluna devam ederek Tebriz'e girdi. Şehirdeki birçok sanatçı ve ilim adamı İstanbul'a gönderildi. Bu zafer sonucunda Şah İsmail eski prestijini kaybetti. Bu sayede Doğu Anadolu'da Osmanlılar için bir tehlike kalmamış oldu.

15 Eylül 1514'te de Tebriz'den Karabağ'a hareket eden Yavuz'un amacı, kışı orada geçirip, baharda İran'ı tümüyle almaktı. Ancak şartlar müsait olmadığı için Amasya'ya gidildi. Çaldıran Zaferi'nden sonra, Erzincan, Bayburt kesin olarak Osmanlı hakimiyetine geçti. Kemah kalesi alındı.

12 Haziran 1515'de kazanılan Turnadağ zaferi ile Dulkadiroğlu beyliğine son verildi. Diyarbakır, Mardin ve Bitlis Osmanlı hakimiyetine girdi. Böylece Anadolu'da Türk birliği sağlanmış oldu.


Mercidabık Savaşı [değiştir]Ana madde: Mercidabık Savaşı
Fatih Sultan Mehmet devrinden kalan anlaşmazlık ve İran Seferi, Mısırlıların ve Safevilerin ittifak yapmalarına neden oldu. Yavuz Sultan Selim, bu ittifakın yapılacağını öğrenince Mısır seferine karar verdi. Yavuz Sultan Selim, 5 Haziran 1516'da Mısır seferine çıktı. 27 Temmuz günü Osmanlı Ordusu Mısır sınırına dayanmıştı. Mısır Sultanlığına bağlı Antep ( 18 Ağustos 1516) ve Besni ( 19 Ağustos 1516) kaleleri birer gün arayla teslim oldular. Ancak asıl savaş 24 Ağustos 1516'da Mercidabık'da oldu. Mısır Ordusu Osmanlıların ezici top ateşi karşısında fazla dayanamadı. Mısır hükümdarı Gansu Gavri ölü olarak bulundu. Kazanılan Mercidabık zaferi sonunda Suriye'nin kapıları Osmanlılara açılmış oldu.


Memlukler ve Ridaniye Savaşı [değiştir]Ana madde: Ridaniye Savaşı
28 Ağustos 1516'da Halep'e giren Yavuz Sultan Selim hiçbir direnmeyle karşılaşmadan şehri teslim aldı. Hama (19 Eylül 1516), Humus (21 Eylül 1516) ve Şam (27 Eylül 1516) aynı şekilde teslim olurken, Lübnan emirleri de Osmanlı hakimiyetini kabul ettiler.

Yoluna devam eden Yavuz 30 Aralık 1516'da Kudüs'e, 2 Ocak 1517'de Gazze'ye girdi. Mercidabık Savaşı'ndan sonra Mısır'ın başına Tumanbay geçti. Tumanbay Osmanlı hakimiyetini kabul etmediği gibi, barış teklifi için gelen Osmanlı elçisini öldürmüş ve Venediklilerden top ve silah alarak Ridaniye'de kuvvetli bir savunma hattı kurmuştu. Yavuz Sultan Selim, ordusuyla birlikte Sina çölünü geçerek, Ridaniye'de Mısır Ordusu ile karşılaştı. Mısır Ordusu'na, El-Mukaddam Dağının etrafını dolaşarak güneyden saldıran Yavuz Sultan Selim, bu manevra sayesinde Mısır Ordusunun yönleri sabit olan toplarını etkisiz hale getirdi. 22 Ocak 1517'de Ridaniye Zaferi kazanıldı. Bu zaferle birlikte Memluk Devleti yıkıldı, toprakları Osmanlı egemenliğine girdi.


Halifelik [değiştir]Daha çok bilgi için: Hilafet
24 Ocak 1517'de Kahire alındı. 4 Şubat 1517'de Yavuz törenle Kahire'ye girdi ve Mısır Memluklerine bağlı Abbasi halifeliğine son verdi.Mısır Seferi sonunda Suriye, Filistin ve Mısır Osmanlı hakimiyetine girdi. Ayrıca Hicaz ve yöresi de Osmanlı topraklarına katıldı. Doğu ticaret yolları tamamen Osmanlıların eline geçti. Elde edilen ganimetler ve alınan vergilerle Osmanlı Hazinesi doldu. 6 Temmuz 1517'de Kutsal Emanetler Osmanlı eline geçti.

O dönemde halife olan III. Mütevekkil İstanbul'a taşınmış ve ömrünün sonuna kadar orada Osmanlı koruyuculuğunda, siyasi yetkiye sahip olmadan yaşamıştır. III. Mütevekkil'in ölümünden sonra hilafet makamı boş kaldı. Genel kanının aksine hilafet, I. Selim'e geçmiş değildir. Zaten 18.yy sonundaki Küçük Kaynarca Antlaşması'na kadar, hiçbir Osmanlı belgesinde Osmanlı Padişahı'nın sıfatları arasında "Halife" geçmez.

İlk kez Küçük Kaynarca Antlaşması ile Osmanlı Padişahı, Halife olarak Rus idaresine giren Kırım Müslümanları'nın koruyucusu olarak gösteriliyordu. Ancak, Osmanlı'da hilafet iddialarının kurumsallaşıp oturması ancak II. Abdülhamit ile olacaktır.


İmar çalışmaları [değiştir]Yavuz Sultan Selim, dedesi Fatih Sultan Mehmet zamanında yapılan Haliç Tersanesini kapasite olarak arttırdı. Medreselerin yanında, sosyal ve ticari alanda hizmet verecek birçok bina inşa ettirdi. Hayatı yoğun savaşlarla geçen Yavuz Sultan Selim, Diyarbakır Fatih Paşa, Elbistan Ulu Camii, Şam Salihiye'de Muhyiddini Arabi'ye Camii, İmaret ve Türbesi gibi hayır eserleri de yaptırmaya fırsat bulmuştur.I. Selim 1516'da Şam'a Şam Sultan Selim Camiisini yaptırmıştır. Ayrıca temelini attırdığı İstanbul Sultan Selim Camii'ni bitirmeye ömrü yetmemiş, bu eser oğlu Kanuni Sultan Süleyman tarafından tamamlanmıştır.



Kulağına küpe taktığı iddia edilmektedir. Bunu İslami bir gönderme ile taktığı söylenir: taktığı küpe o dönemde köleler tarafından takılan cinstendi, o da kendisini Allah'ın kölesi, kulu olarak görüyordu bunu da kölelerin taktığı küpelerden takarak ifade etmiş oluyordu. 22 Eylül 1520'de "Aslan Pençesi" denilen bir çıban yüzünden vefat etti. Kanuni Sultan Süleyman, Fatih Camii'nde babasının cenaze namazını kıldıktan sonra, onu Sultan Selim Camii avlusundaki türbeye defnettirdi.
__________________
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]&MEN-GER&[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]HALKA HİZMETE KENDİNİ ADAMIŞLAR[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
yılmaz_korkmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25-08-2007, 15:25   #12 (permalink)
Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Bulunduğu yer: korkmaz
Mesajlar: 1,626
yılmaz_korkmaz is on a distinguished road
yılmaz_korkmaz - MSN üzeri Mesaj gönder

Kanuni Sultan Süleyman
I. Süleyman
Kanuni Sultan Süleyman
Padişahlık sırası 10
Saltanat süresi 1 Ekim 1520 – 6 Eylül 1566

Önce gelen Yavuz Sultan Selim
Sonra gelen II. Selim
Doğumu Trabzon, 6 Kasım 1494

Ölümü 6 Eylül 1566

Annesi Ayşe Hafsa Sultan
Babası Yavuz Sultan Selim
Bakınız: Osmanlı Hanedanı soy ağacı
I. Süleyman, (d. 6 Kasım 1494, Trabzon – ö. 6 Eylül 1566). 10. Osmanlı padişahı ve İslam halifesidir.

Kanuni Sultan Süleyman olarak anılır. Babası Yavuz Sultan Selim, annesi ise Ayşe Hafsa Sultandır. Saltanatında Osmanlı İmparatorluğu en yüksek dönemini yaşamıştır.

Çocuk yaşta Istanbul'da bilim, tarih, edebiyat, din ve askerlik eğitimi aldı. 1509 yılında annesinin doğum yeri olan Kırım'da Kefe sancakbeyliğine atandı. Daha sonra Saruhan sancakbeyliği göreviyle Manisa'ya gönderildi. Padişahın sefere çıktığı vakitlerde Batı sınırını korumak için Edirne'de bulundu. Babasının ölümü sırasında yine Manisa'da bulunan şehzade Süleyman, sadrazam Piri Paşa'nın çağrısı üzerine İstanbul'a gelerek 1 Ekim 1520 tarihinde tahta çıktı.

Kanuni padişah olunca içişlerinde belli bir düzene kavuşmuş devlet yönetimi babasının yaptığı ıslahatlarla sağlamlaşmış temeller üzerinde duran bir devletin başına geçti. İmparatorluğun iç bunalımlarıyla uğraşmadan kısa bir süre Batı dünyasının geçirdiği dönüşümleri izledi. Batı rönesansın yaratığı bir açılma ortamında teknik yönden belli aşamalara ulaşmış; Fransa ve Almanya'da dinsel reformlar yapılarak birlik sağlanmıştı. Kanuni bu ortamda, askeri alanda oldukça üstün duruma gelmiş olan Osmanlı İmparatorluğunun gücünü Batı'ya yine askeri yönden kabul ettirme yolunu seçti.

İmparatorluk içinde Süleyman dürüst hükümdar ve çözülmeye,bozulmaya ,rüşvete karşı olarak biliniyordu.Yetenekli bir kuyumcu ve seçkin bir şair olduğu kadar,Süleyman ayrıca sanatçıların ve filozofların büyük hamisiydi.Osmanlı İmparatorluğu'nun kültürel gelişmesindeki Altın Çağı'nın hükümdarıydı.Süleyman 16 ncı yüzyıl ön seçkin hükümdar olarak kabul ediliyordu;rakipleri Charles V Kutsal Roma İmparatoru (1519-56) , Francis I (Fransa,1515-47), Henry VIII (İngiltere,1509-47),Sigusmund II (Polonya,1548- 1572) ve Ivan IV (Rusya,1530-84).Onun liderliğinde Osmanlı İmparatorluğu Altın Çağı'na ulaştı ve dünya gücü haline geldi.Süleyman,Osmanlı ordusunu Belgrad,Rodos,Macaristan'ın çoğunun fethinde kendisi yönetti.Viyana kuşatması planını hazırladı.Ortadoğu'nun çoğu toprağını imparatorluğa kattı.Karasularını Kuzey Afrika'ya Cezayir'e genişletti.Kısa dönemde Osmanlı'lar Akdeniz,Kızıl Deniz ve İran Körfezinde deniz hakimiyetini başardılar.Osmanlı İmparatorluğu onun ölümünden sonra genişlemesine bir yüzyıl devam etti.

Konu başlıkları [gizle]
1 Erken Hayatı
2 Asya'da fatih
3 Savaşları
4 İç İsyanlar
5 Kişiliği
6 Referanslar
7 Bağlantılar



Erken Hayatı [değiştir]
Süleyman'ın gençlik portresiSüleyman,şimdiki Türkiye'nin Trabzon şehrinde olasılıkla 6 Kasım 1494 yılında doğdu.yedi yaşında bilim,tarih,edebiyat,din ve askeri taktikler için İstanbul Topkapı Sarayı'ndaki okula göderildi.Genç bir kişi iken İbrahim'in arkadaşı oldu;bir köle daha sonra onun ençok güvendiği tavsiyecisi olacaktıPargalı Damat İbrahim Paşa.On yedi yaşından sonra genç Süleyman İstanbul'un ilk valisi olarak atandı.Edirne'deki kısa süren görevinden sonra Manisa'ya atandı.25 yaşında babasının Selim I (1512-1520) ölümü üzerine Süleyman İstanbul'a geldi ve onuncu Osmanlı Sultanı olarak tahta çıktı. Süleyman'ın erken bir tanımlaması Venedik elçisi Bartelemeo Contari nin gelişinden birkaç hafta sonra elde ediliyordu.Contari, " O yirmi beş yaşında, uzun fakat sırım gibi,ve kibar görünüşlü.Boynu ince çok uzun,yüzü ince,burnu kartal gagası gibi kıvrık.Gölge gibi bıyık ve küçük sakalı var.Bunlara rağmen hoş çehreli.Derisi solgunluğa meyilli.Çalışmaya düşkün,bilgili,mahir bir efendi olacağı söylenir.Bütün insanlar onun hükümdarlığında iyilik umut ediyor." ifade etmektedir. Bazı tarihçiler,Süleyman'ın gençliğinde Büyük İskender e hayran olduğunu onun doğu ve batı insanını nasıl birleştirdiğini bilmeyi çok istediğini iddia ederler.İskender'in dünya İmparatorluğu kurma vizyonundan etkilendi,bu düşünce onu Avrupa'da olduğu kadar Asya,Afrika'da da seferlerde bulunmaya zorladı.


Asya'da fatih [değiştir]
Muhteşem Süleymanı 1554 yılı yazında ordusu ile Nahçevan'a yürüyüşünü gösteren minyatürSüleyman Avrupa sınırını sağlamlaştırığında dikkatini Pers Şii Safavi hanedanlığına çevirdi.Özellikle iki olay tansiyonun tekrar bahis konusu olmasını hızlandıracaktı. İlki,Şah Tahmasp Bağdat valiliğine şah yanlısı kişiyi yerleştirmişti.İkincisi,Bitlis valisi hata yapmıştı,ve Safavi'lere bağlılık yemini etmişti.Sonuç olarak 1533 yılında Süleyman,baş vezir İbrahim Paşa'ya Asya'daki bir orduya kumandanlık etmesini emretti. Ve Bitlisi tekrar geri aldı.Tebriz'i direniş olmadan işgal etti.1534 yılında İbrahim Paşa ile birleştiğinde Süleyman İran'a doğru ilerledi.Kendisiyle meydan savaşında yüzleşmek yerine ülkesini gözden çıkaran ve Osmanlı ordusunu bezdirmede çare arayan Şah'ı buldu,çünkü ordusu haşin topraklarda ilerliyordu.


Savaşları [değiştir]
Kanuni Sultan Süleyman Mohaç seferine çıkarken (Topkapı Müzesi)Tahta çıktıktan bir yıl sonra Belgrad'ı fethetti (1521), ertesi yıl ise Rodos'u aldı (1522). Fransa'nın da teşvikiyle Mohaç seferini düzenleyen Kanuni 29 Ağustos 1526'da Macar ordusunu büyük bir yenilgiye uğratarak başkent Budin'i kısa bir süre sonra da Viyana'yı kuşattı (1529 I. Viyana Kuşatması).Bu savaşta çok dahice bir plan uygulamıştır.Önce Macarların üstüne saldırmasını beklemiş sonra bozguna uğradığı görüntüsü vererek Macarları ormana doğru çektiler çalıların arsına yerleştirilen 300 top birden Macar piyadelerinin üstüne ateş edildi. Bu savaşlar sonucunda Macaristan egemenlik altına alındı.

Sonraki yirmi yıl içinde Kuzey Afrika, Orta Doğu ve İran'dan geniş bölgeler Osmanlı egemenliğine alındı. Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa Cezayir ve Kuzey Afrika'yı alarak Akdeniz'i bir Türk gölü haline getirdi. Doğuda ise İran'la yapılan savaşlar sonunda Tebriz alındı. 1562'da Transilvanya bölgesi alındı. Son savaşı olan Zigetvar seferinde Zigetvar kalesini kuşatılması sırasında ölen Kanuni Sultan Süleyman'ın cenazesi Mimar Sinan'a yaptırtmış olduğu Süleymaniye Camii'nin avlusundaki türbeye gömüldü. Karısı Hürrem Sultan da yanında gömülüdür.


İç İsyanlar [değiştir]Ekonomik ve dini sebepli Baba Zünnun ve Kalender Çelebi isyanlarıyla; ayrıca Mısır'da bağımsız bir devlet kurmayı amaçlayan Canberd Gazali ve Ahmet Paşa isyanlarıyla uğraşmıştır. Tarihte pek az gündeme gelmesine karşın Hasan Barata isyanı da ayrıca önemlidir.


Kişiliği [değiştir]
Kanuni Sultan Süleyman'nın Tuğrası
Kanuni Sultan Süleyman'ın gençlik yıllarıFrenk diyarına yaptığı savaşlarda büyük
başarılar kazanan Kanuni, bu sayede Batı devletleriyle özellikle de Fransa'yla yakın siyasi ilişkiler kurmasına yol açmıştır. Fransa'ya verilen ve ileriki yıllarda Osmanlı'nın ekonomik yönden çökmesine yol açan kapitülasyonlar da Kanuni zamanında tanınmıştır. 46 yıllık saltanat hayatı boyunca Osmanlı uygarlığı büyük gelişme göstermiş hukuk, matematik, mimarlık ve nakkaşlık alanlarında yetişen bilim ve sanat adamlarının yarattığı eserler kültür tarihimizin başyapıtları olarak yerlerini almışlardır. Kanuni Sultan Süleyman padişahlığı döneminde devleti yetenekli devlet adamlarıyla birlikte yönetmiş ve dünyanın en büyük imparatorluğu haline getirmiştir.
__________________
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]&MEN-GER&[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]HALKA HİZMETE KENDİNİ ADAMIŞLAR[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
yılmaz_korkmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25-08-2007, 15:26   #13 (permalink)
Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Bulunduğu yer: korkmaz
Mesajlar: 1,626
yılmaz_korkmaz is on a distinguished road
yılmaz_korkmaz - MSN üzeri Mesaj gönder

II. Selim
II. Selim
Padişahlık sırası 11
Saltanat süresi 7 Eylül 1566 – 15 Aralık 1574

Önce gelen Kanuni Sultan Süleyman
Sonra gelen III. Murat
Doğumu 28 Mayıs 1524

Ölümü 15 Aralık 1574

Annesi Hürrem Sultan
Babası Kanuni Sultan Süleyman
Bakınız: Osmanlı Hanedanı soy ağacı
II. Selim, (d. 28 Mayıs 1524 – ö. 15 Aralık 1574). 11. Osmanlı padişahıdır.


Saltanatı döneminde meydana gelen olaylar [değiştir]II. Selim ve oğlu III. Murat Osmanlı tarihinde devlet yönetimiyle fazla ilgilenmeyen ilk padişahlardı. Yönetimi daha çok başarılı sadrazam Sokollu Mehmed Paşa'ya bıraktılar. Bu dönemde komşu devletlerle barış antlaşmaları yapıldı. Endonezya'ya denizden sefere çıkıldı. [kaynak belirtilmeli] Hindistan ve civarındaki müslüman hükümdarlara istekleri üzerine yardımlarda bulunuldu. Bir Türk gölü haline gelen Akdeniz'deki korsanlar, devamlı devletin donanmasına ve ticaret gemilerine zarar verdiğinden Venedikliler'in elinde bulunan Kıbrıs'ın fethine karar verildi. Lala Mustafa Paşa tarafından ada 6 ay içinde tamamen fethedildi (1571). Venedikliler'in yardımına gelen haçlı donanması İnebahtı'da Türk donanmasını yaktı ancak çok kısa bir zaman sonra eski donanmadan kat kat üstün yeni bir donanma yapılıp yine Akdeniz'e açıldı. Kırım Hanlığı'na, Rusya seferine çıkma izni verildi ve Rusya vergiye bağlandı. [kaynak belirtilmeli] Tunus şehri fethedildi ve bütün Tunus, Osmanlı topraklarına katıldı.


Kişiliği [değiştir]II. Selim zamanında Ayasofya Camii yeniden onarıldı. Selimiye Camii, Mimar Sinan tarafından onun döneminde inşa edildi. II. Selim de babası gibi şairdi. Ünlü bir beyti:

Biz bülbül-ı mührik-i dem-i sekvayı firâkiz
Ateş kesilir geçse sabâ gülşenimizden

Son devrin ünlü şairlerinden Yahya Kemal, II. Selim'in bu beyti için, Selimiye kadar güzel bir şiir, demiştir. Babasından 14.892.000 km² olarak devraldığı imparatorluk topraklarını, 15.162.000 km² olarak bırakmıştır. 15 Aralık 1574 günü vefat etmiş, Ayasofya'daki türbesine gömülmüştür.

Erkek Çocukları : III. Murat, Abdullah, Osman, Mustafa, Süleyman, Mehmed, Mahmud, Cihangir.
Kız çocukları : Fatma Sultan, Şah Sultan, Cevherhan Sultan, Esma Sultan.
__________________
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]&MEN-GER&[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]HALKA HİZMETE KENDİNİ ADAMIŞLAR[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
yılmaz_korkmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25-08-2007, 15:26   #14 (permalink)
Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Bulunduğu yer: korkmaz
Mesajlar: 1,626
yılmaz_korkmaz is on a distinguished road
yılmaz_korkmaz - MSN üzeri Mesaj gönder

III. Murat
III. Murat
Padişahlık sırası 12
Saltanat süresi 15 Aralık 1574 – 16 Ocak 1595

Önce gelen II. Selim
Sonra gelen III. Mehmet
Doğumu 4 Temmuz 1546

Ölümü 16 Ocak 1595

Annesi Nurbanu Sultan
Babası II. Selim
Bakınız: Osmanlı Hanedanı soy ağacı
III. Murat, (d. 4 Temmuz 1546 – ö. 16 Ocak 1595). 12. Osmanlı padişahıdır.

II. Selim'in Nurbanu Sultan'dan olan oğlu ve varisidir. 1574'ten 1595'e kadar 21 sene Osmanlı Devleti'nin başında bulunmuştur. Saltanatı süresince veziri olan Sokollu Mehmet Paşa'nın etkisinde kalmıştır. Saltanatı döneminde eşi Safiye Sultan, özellikle Sokollu Mehmet Paşa'nın ölümünden sonra devlet yönetiminde oldukça önemli bir rol üstlenmiştir.

Üçüncü Murad, orta boylu, değirmi yüzlü,kumral sakallı, elâ gözlü ve beyaz tenli bir padişahtı. Çok cömertti, herkese yardım etmeyi severdi.Zamanında cereyan eden mühim olaylar :Venedik'le anlaşma yenilendi. Portekiz'le Vâdisseyl muharebesi yapıldı ve Portekizliler kesin bir şekilde mağlüb edildi. İspanya'ya karşı İngiltere'ye yardımlar yapıldı. Lehistan kraIının tayininde çıkan mücadele kazanıldı ve 1577'de Lehistan devleti de Osmanlılara tâbi oldu.1511'de Osmanlı tabiiyetinde bulunan Kırım Hanlığı Rusya'ya harb ilân etti. Moskova'ya kadar ilerleyerek Rusya'yı vergiye bağladı.1578'de İran'la savaşlar başladı. çıldır Zaferi elde edildi, Tiflis ve Şirvan fethedildi. Hazar Denizine kadar Osmanlı hakimiyetine alındı. Tarihte meşhur Tiflis müdafaası yapıldı.Kaledeki bir avuç asker kedi ve köpeklere varıncaya kadar yiyerek kaleyi teslim etmediler.27 günde Kars Kalesi yapıldı 1583'de Meşâleler Zaferi kazanıldı ve Revan fethedildi.

1585'de Tebriz dördüncü defa fethedildi.Gence şehri alındı.1590'da İran'la sulh yapıldı. 1593'de Almanya'ya harb ilân edildi.1594'de Yanıkkale fethedildi.

Bu devirde Osmanlı topraklarının genişliği 19.902.000 km. kareye yükseldi. Osmanlı İmparatorluğu en geniş toprağa bu zamanda sahib bulunuyordu.Üçüncü Murad 16 Ocak 1595'de 49 yaşında iken vefat etti. Ayasofya Camii avlusuna gömüldü. (Allah rahmet eylesin.)Beşiktaş'taki Yahya Efendi Türbesini O yaptırmıştı. Fethiye Camiini de kiliseden camiye o çevirmişti.Beyzavi Tefsirine Hâşiye yazan Sinan Efendi (H. 986), Seyh Üftâde Hazretleri (H.989), Ahi Çelebi, Uryani Mehmed Dede ve Şakâik'a zeyl yazan Lütfi Mustafa Efendi, Molla Cami'ye şerh yazan Muharrem Efendi, Gülistan'a şerh yazan Sam'i Efendi, Vankulu Lügatının sahibi Mehmed Vani Efendi (H. 1000) bu devirde vefat eden büyüklerdir.

Erkek çocukları : Üçüncü Mehmed, Selim,Bayezid, Mustafa, Osman, Cihangir, Abdullah,Abdurrahman, Abdullah, Hasan, Ahmed, Yakub, Alemşah, Yusuf, Hüseyin, Korkud, Ali,İshak, Ömer, Alaüddin, Davud.

Kız çocukları : Ayşe Sultan, Fatma Sultan, Mihrimah Sultan, Fahriye Sultan
__________________
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]&MEN-GER&[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]HALKA HİZMETE KENDİNİ ADAMIŞLAR[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
yılmaz_korkmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25-08-2007, 15:27   #15 (permalink)
Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Bulunduğu yer: korkmaz
Mesajlar: 1,626
yılmaz_korkmaz is on a distinguished road
yılmaz_korkmaz - MSN üzeri Mesaj gönder

III. Mehmet
Vikipedi, özgür ansiklopedi
Git ve: kullan, ara



III. Mehmet
III. Mehmet
Padişahlık sırası 13
Saltanat süresi 16 Ocak 1595 – 21 Aralık 1603

Önce gelen III. Murat
Sonra gelen I. Ahmet
Doğumu 26 Mayıs 1566

Ölümü 21 Aralık 1603

Annesi Safiye Sultan
Babası III. Murat
Bakınız: Osmanlı Hanedanı soy ağacı
III. Mehmet, (d. 26 Mayıs 1566 – ö. 21 Aralık 1603). 13. Osmanlı padişahıdır.

III. Murat ile Safiye Sultan 'ın oğludur. İsmini, Fatih Sultan Mehmet'e benzemesi için, büyük dedesi Kanuni Sultan Süleyman koydu. Şehzadeliğinde İbrahim Cafer Efendi ve Pir Mehmed Azmi Efendi gibi devrin tanınmış alimlerinden tahsil ve terbiye gördü. 1583'de Manisa sancağı valiliğine tayin edildi. 1595'de babasının vefatı üzerine Osmanlı tahtına çıktı. Tahta çıktığı gece 19 erkek kardeşini boğdurması, Osmanlı tarihinin en korkunç hadiselerinden biridir.

Konu başlıkları [gizle]
1 Saltanatı döneminde meydana gelen olaylar
1.1 Avusturya ve Eflak Seferleri
1.2 Eğri Kalesi'nin fethi
1.3 Haçova zaferi
1.4 Kanije Kalesi'nin fethi
1.5 İran'la ilişkiler
2 Mimari çalışmalar



Saltanatı döneminde meydana gelen olaylar [değiştir]
Avusturya ve Eflak Seferleri [değiştir]Sultan III. Mehmet'in babası Sultan III. Murat vefat ettiğinde Osmanlı-Avusturya savaşları devam ediyordu. Sultan III. Mehmet de tahta çıkar çıkmaz Avusturya ve Eflak sorunlarıyla ilgilendi. 1595 yılında Avusturya kuvvetleri Estergon Kalesi'ni kuşatmışlar, 40 km uzakta olan Mehmed Paşa Estergon Kalesine yardıma gitmemişti. Hiçbir yardım alamayan Estergon Kalesi kahramanca direnmesine rağmen, sayıca üstün olan Avusturyalılara teslim olmak zorunda kaldı (2 Eylül 1595).

Sinan Paşa, Eflak Prensi Mihai Viteazul üzerine seferler düzenledi. Osmanlı kuvvetleri Bükreş ve Tergovişte'yi ele geçirdiler. Fakat çok geçmeden Mihai karşı saldırıya geçti ve Osmanlı kuvvetleri geri çekilmek zorunda kaldı. Bu sırada bataklıklara düşen Osmanlı askerlerinin büyük bir kısmı şehit oldu. Daha sonra Tuna'dan karşı kıyıya geçilirken gerekli önlemlerin alınmamasından dolayı yeni bir saldırıya maruz kalan Osmanlı akıncıları çok büyük kayıplar verdi.

Estergon Kalesi'nin düşmesinden sonra Tuna kıyısındaki Vişegrad da düşmanın eline geçti. Birçok önemli kale ve şehirlerin kaybedilmesi İstanbul'da devlet erkanı ve yeniçerilerin tepkisine neden oldu. Yeniçeriler de Sultan'ın sefere çıkmasını istiyorlardı.


Eğri Kalesi'nin fethi [değiştir]Durumun kötüye gittiğini anlayan Sultan III. Mehmet'in, devlet büyüklerini toplayıp:

"Ceddimiz, devletimizin kurucusu Osman Gazi Hazretlerinden, büyük dedemiz Kanuni Sultan Süleyman'a kadar bütün padişahlar askerin önünde sefere çıkmışlardır. Dedemiz Sultan İkinci Selim'le (II. Selim) cennetmekan pederimiz Sultan Murad (III. Murat) bu usulü bozdular. Biz dahi, başlangıçta seferi paşalarımıza ısmarlamakla hataya düştük. Asker evlatlarımız bizi başlarında görmek isterler. Kararımız odur ki yakında sefere çıkacağız. Hazırlıklar tamamlansın. Küffara haddini bildirmeye gitmek gerekir."

dediği; kendisine karşı çıkan annesi Safiye Sultan'ı da şöyle cevapladığı:

"Valide, biz Sultan oğlu sultanız, kullanmayacaksak Eyüp Sultan Camiinde bu kılıcı niçin kuşandık? Kararımız karardır, sefere çıkacağız. Taht uğruna devleti feda etmeyiz."

ve bunun üzerine 20 Haziran'da ordunun hareket ederek, kuşatılan Eğri Kalesi'nin 12 Ekim 1596'da padişaha teslim edildiği anlatılıyorsa da, tarafsız tarihçiler, III. Mehmet'in sefere zorla çıktığını, savaş alanından dönmek üzereyken, devlet adamları tarafından vazgeçirildiğini aktarmaktadır.


Haçova zaferi [değiştir]Eğri Kalesi'nin fethinden sonra Osmanlı birlikleri ilerleyerek 15 Ekim 1596 günü Haçova'da Avrupa ordusuyla karşılaştı. Bu ordu da Avusturya, Alman, Erdel, İspanyol, Fransız, Çek ve Leh kuvvetleri vardı. Avusturya Arşidükü Maximilien komutasındaki düşman kuvvetleri ile yapılan savaşta Osmanlı birlikleri, düşman birliklerinin tüfek atışlarına maruz kaldı. Pek çok askerimiz şehit oldu.

Ordu merkezinin ele geçirilip padişahın ayrıldığı haberi yayıldı. Ancak bu gelişmelerden haberi olmayan akıncılar canla başla savaşa devam ediyordu. Yalnızca bu akıncı birliklerinin mücadelesi bile düşman ordusunun dağılmasına yetti ve kazanılan Haçova Zaferi ile Osmanlılara Viyana yolu açıldı (26 Ekim 1596).

Haçova Savaşı'ndan sonra Sultan III. Mehmet İstanbul'a döndü. Avusturya Cephesi'ne Satırcı Mehmed Paşa atanmıştı. Tata Kalesini geri almayı başaran Satırcı Mehmed Paşa, Budin'in kuzeyindeki Vaç bölgesinde düşman kuvvetleri karşısında başarılı olamadı. Bu arada Avusturya temsilcileri ile bir barış antlaşması yapılmaya çalışıldıysa da, olumlu bir sonuç alınamadı. Bir süre sonra Avusturya kuvvetleri Kanuni Sultan Süleyman zamanında fethedilen Yanıkkale'yi (Raab Kalesi) ele geçirdiler (1598).


Kanije Kalesi'nin fethi [değiştir]Satırcı Mehmed Paşa iki yıldır hiçbir askeri başarı kazanamamıştı. Bu süre içinde bazı Osmanlı kaleleri Avusturyalıların eline geçmişti. Mehmed Paşa'nın idam üzerine, Sadrazam Damat İbrahim Paşa ordunun başına geçti ve Belgrad'a geldi. Bu sırada Avusturya barış istemişti. Avusturyalılar daha önce geri aldıkları Eğri'yi ve Hatvan'ı Osmanlılara vermeyi önerdiler. Bu öneriye karşılık, Osmanlı temsilcileri Estergon, Neograd, Vürek ve Yanıkkale'yi istediler. Antlaşma yapılamadı.

Belgrad'da kışı geçiren Damat İbrahim Paşa, Kanije Kalesini kuşatıp sıkıştırmaya başladı. Kuşatma devam ederken kale içinde esir olan Osmanlı askerleri canlarını feda etmek uğruna havaya uçurdukları barut deposu kalenin harap olmasına yol açtı. Ancak yine de teslim olmayan Kanije kalesinin yardımına bu seferde Philippe Emmanuel komutasındaki 20.000 kişilik bir ordu geldi. İki ateş arasında kalan Osmanlı ordusu kahramanca savaşmaya devam etti. Yardıma gelen düşman ordusunun geri çekilmesi üzerine, 40 gün süren bir kuşatmadan sonra Kanije teslim oldu.

Beylerbeyliğin merkezi Kanijeye alındı, Kanije Beylerbeyliği Tiryaki Hasan Paşa'ya verildi. Sultan III. Mehmet bu başarısından dolayı Damat İbrahim Paşa'ya kendisi padişah olarak yaşadığı sürece sadrazamlıkta kalacağı vaadinde bulundu (10 Eylül 1601). Kanije kalesini geri almaya çalışan Arşidük Ferdinand, Kanije'yi büyük bir orduyla kuşattı. Tiryaki Hasan Paşa komutasındaki az sayıda asker iki aydan fazla kaleyi korudu. Yiyecek içecek malzemesi ve cephanesi tükenmeye başlayan Osmanlı kuvvetleri beklenmedik bir çıkışla kendisinden kat kat üstün görünen düşman ordusunu Kanije kalesi önünde yendi (18 Kasım 1601). Bu zaferden sonra İstolni, Belgrad ve Estergon, 1603'de de Uyvar fethedildi.


İran'la ilişkiler [değiştir]İran 1590 yılında imzalanan ve 13 yıl süren antlaşmayı bozmuştu. Şah I. Abbas, Osmanlı Devletinin Avusturya ile savaş halinde olmasını fırsat bildi. Ferhat Paşa Antlaşmasıyla kaybettiği toprakları geri almaya çalışan İran, Osmanlı Devletinde çıkan Celali İsyanlarından da yararlanmaya çalışarak 25 Ağustos 1603'de savaş açtı. Şah Abbas Tebriz'i Erivan'ı aldı. İran ile savaş devam ederken III. Mehmet 38 yaşında vefat etti.kabri ,Ayasofya Camiinde kendi türbesindedir.


Mimari çalışmalar [değiştir]İmar konusunda çalışmalar yaptıran Sultan III. Mehmet, süt annesi Halime Hatun adına Gölmarmara Halime Hatun Camii ve Külliyesini, ayrıca validesi Safiye Sultan adına da Yeni Valide Camii ve Külliyesini yaptırdı. Bundan başka birçok camiyi tamir ettiren Sultan III. Mehmet, Yeni Camii'nin de temelini attırdı.
__________________
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]&MEN-GER&[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]HALKA HİZMETE KENDİNİ ADAMIŞLAR[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
yılmaz_korkmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25-08-2007, 15:29   #16 (permalink)
Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Bulunduğu yer: korkmaz
Mesajlar: 1,626
yılmaz_korkmaz is on a distinguished road
yılmaz_korkmaz - MSN üzeri Mesaj gönder
I. Ahmet


I. Ahmet, (d. 18 Nisan 1590, Manisa – ö. 22 Kasım 1617). 14. Osmanlı padişahıdır.

Babası Sultan III. Mehmet, annesi Handan Sultan'dır. Babasının vefatı üzerine 21 Aralık 1603'te Eyüp Sultan'da kılıç kuşanarak tahta geçti. Sultan I. Ahmet, Kanuni Sultan Süleyman'dan sonraki padişahlar içinde devlet işleriyle yoğun şekilde uğraşan ilk padişahtı. Sultan I. Ahmet yakalandığı tifüs hastalığından kurtulamayarak 21 Kasım'ı 22 Kasım'a bağlayan gece 1617 yılında 27 yaşında vefat etti ve Sultanahmet Camii yanındaki türbesine defnedildi.

Konu başlıkları [gizle]
1 Çocukları
2 Saltanatı döneminde meydana gelen olaylar
2.1 İran ile ilişkiler
2.2 Celali isyanları
2.3 Zitvatorok Antlaşması
3 Mimari çalışmaları



Çocukları [değiştir]Erkek çocukları: II. Osman, IV. Murat, I.İbrahim, Bayezid, Süleyman Kasım, Mehmed, Hasan, Selim, Hanzâde, Ubeyde.
Kız çocukları: Gevherhan Sultan, Ayşe Sultan, Fatma Sultan, Atike Sultan.

Saltanatı döneminde meydana gelen olaylar [değiştir]Yıldırım Bayezid döneminde başlayıp, Fatih Sultan Mehmet(II. Mehmet) döneminde kanunlaşan kardeş katli yasasını kaldırmıştır. Yerine ekber ve erşet (ailenin aklı başında olan en büyük üyesi) sistemini getirmiştir.


İran ile ilişkiler [değiştir]Sultan I. Ahmet tahta geçtiği sırada, Osmanlı İmparatorluğu batıda Avusturya, doğuda İran ile savaş halindeydi. Osmanlı ordusu Sinan Paşa komutasında Nahçıvan üzerinden Revan'a yürüdü. İranlılar Osmanlı ordusunun geçeceği güzergahtaki gıda maddelerini yok ediyorlardı. Yeniçeriler de Van'a dönülmesini istiyorlardı. Osmanlı ordusu kışı Van'da geçirdi.

Tebriz'i geri almak için yapılan savaşta Osmanlı ordusu, Şah Abbas'ın ordularını Selmas yörelerinde yendi. Ancak Erzurum Beylerbeyi Sefer Paşa'nın çekilen düşman kuvvetlerini izleyip asıl ordudan ayrılmasını fırsat bilen Şah Abbas, ordu merkezine ani bir saldırıda bulundu. Yenilgiye uğrayan Sinan Paşa önce Van'a, daha sonra da Diyarbakır'a çekildi. Şah Abbas Şirvan, Şemahi ve Gence'yi kolaylıkla ele geçirdi. Osmanlı İmparatorluğu Avrupa'da devam eden Avusturya Savaşı ve iç isyanlarla uğraştığı için İran cephesinde başarılı olamıyordu. Sadrazam Nasuh Paşa, Şah Abbas'ın barış önerisini kabul etti.

1612 yılında yapılan Nasuh Paşa Antlaşmasıyla 9 yıl süren Osmanlı-İran Savaşı sona erdi. Yapılan antlaşmayla, İran Osmanlı Devletine 200 deve yükü ipek vermeyi kabul etti. 1615 yılına kadar süren barış dönemi Şah Abbas'ın antlaşmayı bozması üzerine sona erdi. Yapılan savaşlarda Osmanlılar çok kayıp verdi. Sultan II. Osman (Genç Osman) döneminde, Nasuh Paşa Antlaşması temel alınarak yapılan Serav Antlaşması ile barış tekrar sağlanacaktı. (26 Eylül 1618).


Celali isyanları [değiştir]Yavuz Sultan Selim döneminde binlerce taraftarı ile ayaklanan Yozgatlı Celal, Osmanlı Devleti için büyük problem olmuştu. Bu isyanlar bastırıldı ise de Anadolu'da meydana gelen iç isyanlar ve karışıklıklara yine Celali İsyanları denildi. Sultan I. Ahmet döneminde Celali İsyanları tekrar patlak verdi. Tavil Ahmed, Canbolatoğlu, Kalenderoğlu ve Deli Hasan ayaklanmaları bunlardan en önemlileridir. Bu sırada Sadrazam olan Kuyucu Murat Paşa son derece sert bir askerdi. Acıma nedir bilmezdi. Bunları bastırmak için çok şiddet gösteriyor, hatta suçlu ile suçsuz ayırımı yapmadan "ibret osun" diye masumları da öldürtüyordu. Öldürttüklerini açtığı kuyulara attırmak gibi bir alışkanlığı olduğundan kendisine "Kuyucu" lakabı takıldığı söylenir. Kuyucu Murat Paşa'nın ısrarlı ve sert politikaları sonunda Celali İsyanları zor da olsa bastırıldı.


Zitvatorok Antlaşması [değiştir]Ana madde: Zitvatorok Antlaşması
Sultan I. Ahmet tahta geçtiği sırada Avusturya Savaşı devam ediyordu. Osmanlı kuvvetleri Belgrad'dan Budin'e doğru ilerlemekteydi. Peşte (25 Eylül 1604) ve Hatvan kaleleri savaş yapılmadan kolaylıkla ele geçirildi. Osmanlı ordusu ilerleyerek Budin'in kuzeyinde bulunan Vaç kalesini ele geçirdi (16 Ekim 1604). Osmanlı Ordusu, Sultan I. Ahmet'in buyruğu üzerine Belgrad üzerinden Budin'e yürüdü. 29 Ağustos 1605'de Estergon Kalesi kuşatıldı ve Ciğerdelen kalesi fethedildi. 8 Eylül'de Vişigrad, 19 Eylül'de Saint Thomas (Tepedelen) kaleleri fethedildi. 3 Ekim 1605'de ise Estergon Kalesi teslim alındı.

Osmanlılar da, Avusturyalılar da ardarda yapılan bunca savaştan dolayı sosyal ve ekonomik yönden çok yıpranmışlardı. Daha önce yapılan barış görüşmelerinden bir sonuç çıkmamıştı. Ancak 11 Kasım 1606'da Estergon-Komorin arasında Zitva suyunun Tuna Irmağına döküldüğü yerde imzalanan Zitvatorok Antlaşmasıyla barış sağlandı.


I. Ahmet döneminde yapılan Sultanahmet CamiiAntlaşmaya göre Eğri, Estergon, Kanije kaleleri Osmanlılarda , Rop ve Koman kaleleri Avusturyalılarda kalacaktı. Avusturya bir kereye mahsus olmak üzere 70.000 altın savaş tazminatı ödeyecekti. Osmanlı padişahı Avusturya İmparatoruna Roma İmparatoru (Cesar) unvanıyla hitap edecek, her üç yılda bir karşılıklı armağanlar gönderilecekti. Avusturya'nın Macaristan için ödemekte olduğu yıllık 30.000 altın vergi kaldırılacaktı.Avustuya Arşidükü Osmanlı Padişahına eşit sayılacaktı(protokolde).Bu madde ile Osmanlı Devleti Avusturya'ya karşı olan üstünlüğünü kaybatmiştir. Zitvatorok Antlaşması Osmanlıların lehine gibi görünse de Osmanlı Devleti artık eski gücünde değildi. Bu antlaşma ile Osmanlı Devleti'nin Avusturya karşısındaki üstünlüğü sona ermiş, siyasi dengeler Osmanlı aleyhine bozulmaya başlamıştır.


Mimari çalışmaları [değiştir]4 Ocak 1610'da altı büyük minareli ve 16 şerefeli Sultanahmet Camii'nin temel atma merasimi yapıldı. Dinine bağlı bir insan olan Sultan I. Ahmet, caminin temelleri kazılırken eteğinde toprak taşıdı ve amele gibi çalıştı. 9 Haziran 1617'de inşaatı biten Sultanahmet Camii ibadete açıldı. Ayrıca Şehzadebaşı Kuyucu Murat Paşa Külliyesi, İstanbul Mesih Paşa Camii, Piyale Paşa Camii, Elmalı Ömer Paşa Camii yaptırılan önemli mimari eserler arasındadır.
__________________
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]&MEN-GER&[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]HALKA HİZMETE KENDİNİ ADAMIŞLAR[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
yılmaz_korkmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25-08-2007, 15:31   #17 (permalink)
Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Bulunduğu yer: korkmaz
Mesajlar: 1,626
yılmaz_korkmaz is on a distinguished road
yılmaz_korkmaz - MSN üzeri Mesaj gönder




I. Mustafa
I. Mustafa
Padişahlık sırası 15
Saltanat süresi 22 Kasım 1617 – 26 Şubat 1618
10 Mayıs 1622 – 10 Eylül 1623


Önce gelen I. Ahmet
II. Osman
Sonra gelen II. Osman
IV. Murat
Doğumu Manisa, 1592

Ölümü İstanbul, 20 Ocak 1639

Annesi I. Mustafa'nın annesi
Babası III. Mehmet
Bakınız: Osmanlı Hanedanı soy ağacı
I. Mustafa, (d. 1592, Manisa – ö. 20 Ocak 1639, İstanbul). 15. Osmanlı padişahıdır.

Babası Sultan III. Mehmet'tir. Annesinin ismi bilinmemektedir. Osmanlı tarihinde ilk defa padişahlığın babadan oğula geçmesi kuralını bozarak kardeşinin arkasından tahta çıkmış olan padişah olması özelliğini taşır. İki ayrı defa padişahlık yapmıştır.

Kösem Sultan'ın, eşi I. Ahmet'i etkileyerek kayınbiraderi I. Mustafa'nın hayatta kalmasını sağladığı söylenir. I. Ahmet öldüğünde en büyük oğlu (Mahfiruz Hadice Sultan'dan doğma) II. Osman Genç Osman 13 yaşında olduğu için, hanedanın en kıdemli erkek üyesi olması bakımından, I. Mustafa'nın tahta çıkarılmasına karar verildi. Osmanlı Padişahları’nın on beşincisi olan I. Mustafa, her şehzade gibi iyi bir eğitim gördü. Sultan I. Mustafa ağabeyi Sultan Ahmed Han’ın vefatı üzerine 22 Kasım 1617'de hanedanın en yaşlı mensubu olarak tahta geçti. I. Mustafa devlet meseleleri ile ilgilenmediğini ifade ederek saltanatı kabul etmediyse de bu hal, devlet erkânı tarafından göz önüne alınmadı. Ancak gerçekten I. Mustafa devlet işleri ile ilgilenmeyip, devlet işlerini ehline teslim etmek istedi. Nitekim tahta çıktıktan 96 gün sonra 26 Şubat 1618 günü tahttan indi, yerine II. Osman geçti. Ancak yenilik taraftarı olmayanların tahrikleri neticesinde isyan eden yeniçerilerin 19 Mayıs 1622’de II. Osman’ı tahttan indirmeleri, Sultan Mustafa’nın yeniden ikinci defa tahta çıkmasına yol açtı. Bu sırada sultan II. Osman Han’ın veziriazam Kara Davut Paşa tarafından şehit ettirilmesi büyük karışıklıklara sebep oldu. I. Mustafa, Davut Paşa’yı azletti ancak isyanlar durmadı. İstanbul’daki karışıklıklar ve Anadolu’da meydana gelen isyanlar, Osmanlı Devleti’nin başında devlet işlerinden anlayan ve bunu yapmak isteyen bir padişahın bulunmasını gerekli kılıyordu. Şeyhülislâm Yahya Efendi ve devlet erkânı, I. Mustafa’nın yerine IV. Murad’ın geçmesi konusunda karara vardı.

I. Mustafa, zayıf ve narin bir yapıya sahipti. Sık sık türbe ziyaretleri yapar, çokça sadaka dağıtırdı. Sarayda Kur’ân-ı Kerim eğitimi alır, dînî eserler okurdu. I. Mustafa saltanatta gözü olmadığı için tahttan sevinçle inmiş, en küçük memnuniyetsizlik göstermemiştir. Bazı kaynaklarda “Deli Mustafa” olarak da geçen Sultan Mustafa, deli değildi. Deliliğine delil olarak gösterilen sarayın havuzundaki balıklara altın para atması olayının arkasındaki gerçek ise başkaydı. Sultan Mustafa’nın havuzdaki balıklara altın atmasının sebebi bunu, saraydaki hizmetkârlara sadaka vermenin bir yolu olarak benimsemiş olmasıydı. Kısa bir süre sonra bu nedenle ulema, asker ve devlet erkanının ittifakı ile tahttan indirildi ve yerine 14 yaşındaki yeğeni ve bir önceki Sultan I. Ahmet'in en büyük oğlu olan II. Osman (Genç Osman) tahta geçirildi. Ama 4 yıl sonra Genç Osman'ın da tahttan indirilip öldürülmesiyle bir kez daha tahta çıkarıldı.

I. Mustafa 1.5 yıl daha hüküm sürdükten sonra 10 Eylül 1623 tarihinde şeyhülislam fetvası ile tekrar tahttan indirildi. I. Mustafa'nın kendi erkek çocuğu yoktu. Yerine 11 yaşındaki diğer yeğeni ve Kösem Sultan'ın oğlu olan IV. Murat geçirildi. Sultan I. Mustafa tahttan indirildikten sonra 16 yıl daha yaşadı. 20 Ocak 1639 günü Topkapı Sarayı'nda vefat etti.Ayasofya Camiinde Roma döneminde vaftizhane olarak kullanılan yapıya defnedilmiştir.
__________________
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]&MEN-GER&[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]HALKA HİZMETE KENDİNİ ADAMIŞLAR[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
yılmaz_korkmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25-08-2007, 15:32   #18 (permalink)
Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Bulunduğu yer: korkmaz
Mesajlar: 1,626
yılmaz_korkmaz is on a distinguished road
yılmaz_korkmaz - MSN üzeri Mesaj gönder

II. Osman (Genç Osman), (d. 3 Kasım 1604, İstanbul – ö. 20 Mayıs 1622, İstanbul). 16. Osmanlı padişahıdır.

Babası I. Ahmed, annesi Mahfiruz Haseki Sultandır. Mahfiruz Haseki Sultan Rum'dur. Sultan Genç Osman 14 yaşında iken, amcası Sultan Birinci Mustafa'nın tahttan indirilmesi üzerine Osmanlı tahtına oturdu. Annesi onun yetişmesi için çok titiz davrandı. Sultan Genç Osman iyi bir terbiye ve tahsil gördü. Arapça, Farsça, Latince, Yunanca ve İtalyanca gibi doğu ve batı dillerini klasiklerinden tercüme yapabilecek kadar güzel öğrendi. Genç Osman zeki, enerjik, atılgan, cesur ve gözüpek bir padişahtı.

Sultan Genç Osman, Fatih Sultan Mehmed devrine kadar yapıldığı gibi saray dışından, Şeyhülislam Es'ad Efendinin ve Pertev Paşa'nın kızları ile evlendi. Yavuz Sultan Selim devrinden itibaren padişah saray dışından evlenmediği için bu davranış önemli bir değişiklik oldu. Kendisine planlarını uygulayacak bir sadrazam bulamadı.

Tarihte eşine az rastlanır bir şekilde tahtan indirilerek, Yedikule zindanlarında boğularak öldürülen Sultan Genç Osman, babası Sultan Birinci Ahmed'in Sultanahmet Camii'nin yanındaki türbesine defnedildi. Tahta çıkar çıkmaz devlet erkanı içindeki üst düzey yetkilileri değiştiren, müderris ve kadıların atanma yetkilerini şeyhülislamdan alan Sultan Genç Osman çok yenilikçi bir padişahtı
__________________
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]&MEN-GER&[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]HALKA HİZMETE KENDİNİ ADAMIŞLAR[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
yılmaz_korkmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25-08-2007, 15:34   #19 (permalink)
Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Bulunduğu yer: korkmaz
Mesajlar: 1,626
yılmaz_korkmaz is on a distinguished road
yılmaz_korkmaz - MSN üzeri Mesaj gönder

IV. Murat, (Osmanlı Türkçesi: مراد رابع Murād-i rābi‘)(d. 27 Temmuz 1612-ö. 8 Şubat 1640) 17. Osmanlı padişahıdır. 1623 ile 1640 yılları arasında hüküm sürmüştür. I. Ahmet'in Kösem Sultan'dan olan oğludur. Amcası I. Mustafa'nın yerine 11 yaşında tahta geçmiştir. Ölümüne şahit olduğu Genç Osman'nın etkisinde kalmıştır.

Yenilik yanlısı bir padişahtı. Kişisel yapısı güçlü, yakışıklı aynı zamanda çok çabuk sinirlenen birisiydi. Tahta geçtiğinde hazine boş idi. Ancak kendisi devlet işlerini düzene sokarak hazineyi ağzına kadar doldurmuştur. Fiziki yapısı itibariyle çok güçlü idi. 200 okkalık (yaklaşık 260 kg) gürzleri tek eliyle dahi rahatlıkla kaldırabildiği, hızla giden bir attan diğerbir ata atlayabildiği ve attığı okun tüfek mermisinden uzağa düştüğü kaynaklarda yazılıdır. Babası I. Ahmet'in Sultanahmet Camii'ndeki türbesine defnedilmiştir.

Konu başlıkları [gizle]
1 İlk yılları
2 Yönetimi
3 Askeri başarıları
4 Ölümü
5 Popüler Kültürde IV. Murat
6 Kaynak



İlk yılları [değiştir]Saltanatının ilk yıllarında devleti annesi Kösem Sultan ve Sadrazam Kemankeş Ali Paşa yönetmiştir. Bu dönem karşıklık içinde geçmiştir. Erzurum'da Abaza Mehmet Paşa, Bağdat'ta Bekir Subaşı ayaklanmıştır. Bu durumdan faydalanan Safeviler Irak'ı ve Doğu Anadolu'yu ele geçirmiştir. IV. Murat yirmi bir yaşından sonra ülkeyi kendi başına yönetmeye başlamıştır.





Yönetimi [değiştir]Yönetimi ele aldıktan sonra ilk işi ülkedeki yolsuzluklara ve ayaklanmalara karşı mücadele etmek oldu. İstanbul'da İçki içilen yerleri ve kahveleri kapattı. Tütünü yasakladı. Bu yasaklara uymayanların öldürülmesini emretti. Geceleri kılık değiştirerek İstanbul'da teftişlere çıktı ve bu teftişler sırasında yasaklara uymayanları öldürttü. Bu yolla asayişi sağladı.




Askeri başarıları [değiştir]IV. Murat muharebe alanında ordularına kumandanlık yapan son Osmanlı padişahıydı. 1635'de Safevilere karşı Revan seferine çıktı. Kars'ı geçerek Revan'ı kuşattı. On gün sonunda kale komutanı teslim oldu. Daha sonra Tebriz'i ele geçirdi.Bu bölgelerde kazandığı büyük zaferlerde o topraklar üzerinde bulunan müslüman aşiretlerin rolü yadsınamaz.Talos Aşireti, Dandar Aşireti, Beskan Aşireti gibi nüfuzlu topluluklar askeri yardım anlamında büyük destekleri oldu. 1638'de büyük bir ordu ile Bağdat seferine çıktı. Kırk gün süren bir kuşatmadan sonra şehri ele geçirdi. 1639 yılında İstanbul'a dönmek için yola çıktı. Sadrazam Kemankeş Kara Mustafa Paşa İran elçisiyle Kasr-ı Şirin Antlaşması'nı imzaladı.Bu dönemde dört kardeşinin üçünü öldürttü.

Ölümü [değiştir]IV. Murat 1640 yılında 27 yaşında siroz hastalığından ötürü ölmüştür.
__________________
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]&MEN-GER&[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]HALKA HİZMETE KENDİNİ ADAMIŞLAR[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
yılmaz_korkmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 25-08-2007, 15:35   #20 (permalink)
Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Bulunduğu yer: korkmaz
Mesajlar: 1,626
yılmaz_korkmaz is on a distinguished road
yılmaz_korkmaz - MSN üzeri Mesaj gönder

I. İbrahim, (d. 5 Kasım 1616 – ö. 18 Ağustos 1648). 18. Osmanlı padişahıdır.

Sultan İbrahim, 8 Şubat 1640’da kardeşi IV. Murat’ın ölümü üzerine 25 yaşında ve 18. padişah olarak Osmanlı tahtına çıktı. Şehzadeliğinde çok sıkı bir saray hayatı yaşamış, kardeşleri öldürüldüğünden korku içinde büyümüştü.


Saltanat dönemindeki önemli olaylar [değiştir]Sultan İbrahim tahta geçtiğinin ilk senesinde Mirgünoğlu hâdisesi vukû buldu. Dördüncü Murat’ın İran Seferi sırasında Revan Kalesi kumandanı olan Emir Mirgünoğlu, kalenin fethinden sonra affedilerek Emirgan’da oturmasına müsâade edilmişti (Bugün Emirgan adı bu zâtın isminden dolayıdır). Mirgünoğlu, Sultan Dördüncü Murâd’ın ölümünü fırsat bilerek bölücü ve yıkıcı propagandalarla Müslümanları aldatmaya başladı. Bu faâliyetleri üzerine Sultan İbrâhim, onu îdâm ettirdi. Hurûfîler ve mülhidler, bundan dolayı Sultan İbrahim'e düşman oldular.

Sultan İbrâhim, bundan sonra dış meseleler ile ilgilenmeye başladı. 1637 yılında, Ruslar tarafından işgâl olunan Azak Kalesi üzerine bir ordu gönderdi. Kırım kuvvetlerinin de gelmesi üzerine Ruslar kaleyi teslim ettiler. Almanya sınırında ise, akıncılar, dâimî olarak Avusturya’ya akınlar düzenliyorlardı. 1641 yılında düzenlenen akında, Osmanlı akıncıları, Bavyera içlerine kadar ilerledi. Kuzey Bavyera’daki bazı kasabalar, Osmanlı hâkimiyetini kabul ettiler. Bu akınlardan büyük zarâra uğramaları üzerine İmparator Ferdinand, Osmanlı fetihlerini kabul ederek Zitvatorok Antlaşmasını yeniletmeye muvaffak oldu.

Diğer taraftan, Malta Saint-Jean Şövalyelerinin fırsat buldukça Türk ticâret gemilerine saldırmaları yüzünden, Sultan İbrâhim, onların en büyük sığınağı olan Girit Adasının fethini emretti. 20 Haziran 1645’te Sakız Adasından denize açılan Osmanlı donanması, 17 Temmuz’da Girit’in Hanya limanını fethetti. Hanya’nın Osmanlılar tarafından fethi, Avrupa’da büyük akisler uyandırdı. Almanya ve İtalya, asker göndererek Venedik’e yardım kararı aldılar. Bu sırada Hanya muhâfazasına getirilen Deli Hüseyin Paşa, harekâta devâmla Resmo Kalesini ele geçirdi.

Bu sırada Hezarpare Ahmed Paşa aleyhine olarak başlayan isyân, Sultan İbrahim'in de tahttan indirilmesiyle sonuçlandı. Tahta, oğlu IV. Mehmet çıkarıldı. İsyâncılar ve bunların önderi olan Sofu Mehmed Paşa, Sultan İbrahim'i idam ettirdiler (18 Ağustos 1648).İmparatorluk tarihinde bir Hünkara reva görülemeyecek derecede trajik bir idamla öldürülmüştür.Ayasofya Selatin haziresinde Caminin Roma döneminde Vaftizhane olarak kullanılan yapıya defnedilmiştir ( 1.Sultan Mustafa ve Sultan ibrahim Türbesi ).

Sultan İbrahim döneminde devletin iç huzurunun sağlanması, malî durumunun düzeltilmesi için önemli çalışmalar yapılmış, para basılmadan para ayarının düşürülerek ve vergilerin adil bir şekilde toplanarak hazinenin güçlendirilmesine çalışılmıştı
__________________
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]&MEN-GER&[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
[FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=purple][B][I]HALKA HİZMETE KENDİNİ ADAMIŞLAR[/I][/B][/COLOR][/SIZE][/FONT]
yılmaz_korkmaz isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Hizli Erisim

Copyright © 2009 Nizipmyo.com. Sitemizin Nizip Meslek Yüksek Okulu ile resmi bağlantısı yoktur.Yazılan yazılardan yazarları sorumludur.
Tasarım & Modül Yazılım : Mahmut ÖZDEMİR
Powered by vBulletin® Version 3.8.2. Ana Sayfa : vBAdvanced 3.1.0